ABD Başkanı Donald Trump, Pazar günü Financial Times gazetesine verdiği telefon röportajında, İran'la savaşı sona erdirecek potansiyel bir anlaşmayı İsrail'in "başka seçeneği kalmayacağı" için kabul etmek zorunda kalacağını belirtti. Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya atıfta bulunarak, "Tüm kartlar bende. Tüm kararları ben veriyorum. O karar vermiyor" ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, ABD ile İran arasında devam eden dolaylı müzakereler ve İsrail'in İran'ın nükleer programına yönelik endişelerinin gölgesinde geldi.
Trump'ın Sert Duruşu ve Netanyahu ile Gerilim
Trump'ın bu çıkışı, ABD-İsrail ilişkilerinde son dönemde yaşanan gerginliğin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. İsrail, İran'ın nükleer silah elde etmesine yönelik en sert tutumu sergileyen ülkelerin başında gelirken, Trump yönetimi Tahran'la diplomatik bir çözüm arayışını sürdürüyor. Financial Times'a konuşan Trump, "İsrail'in bir anlaşmayı kabul etmekten başka seçeneği olmayacak. Biz onların çıkarlarını da gözetiyoruz, ancak nihai karar mercii benim" dedi. Başkan, ayrıca İran'ın nükleer faaliyetlerinin durdurulması ve bölgesel istikrarın sağlanması konusunda bir anlaşmaya varılabileceğini ima etti.
Analistler, Trump'ın bu sözlerinin Netanyahu hükümetiyle olası bir anlaşmazlığın sinyali olduğunu belirtiyor. İsrail, daha önce İran'la yapılan 2015 nükleer anlaşmasına şiddetle karşı çıkmış ve anlaşmanın İran'ın nükleer programını durdurmakta yetersiz olduğunu savunmuştu. Trump ise 2018'de bu anlaşmadan çekilmiş ve İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasını başlatmıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İran Anlaşmasının Geleceği
Trump'ın açıklamaları, İran'ın nükleer programına ilişkin uluslararası müzakerelerin kritik bir aşamaya geldiği bir dönemde yapıldı. ABD ve İran arasında Umman'da devam eden dolaylı görüşmelerde, Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılması ve yaptırımların hafifletilmesi gibi konular ele alınıyor. İsrail ise bu görüşmelerin dışında tutulduğu için rahatsızlığını gizlemiyor. Netanyahu, daha önce İran'ın nükleer tesislerine yönelik askeri seçeneklerin masada olduğunu defalarca vurgulamıştı.
Uzmanlara göre, Trump'ın "tüm kartlar bende" söylemi, ABD'nin İran politikasında İsrail'in etkisini sınırlama çabası olarak okunabilir. Ancak bu durum, İsrail'in kendi güvenlik çıkarları doğrultusunda tek taraflı adımlar atma riskini de beraberinde getiriyor. Körfez ülkeleri ise İran'la olası bir anlaşmanın bölgede gerilimi azaltabileceğini düşünürken, İran'ın nüfuzunun artmasından endişe ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran-İsrail üçgenindeki bu gelişme, Türkiye'nin dış politikası açısından önemli yansımalar taşıyor. Türkiye, İran'la enerji işbirliği ve ticaret hacmini artırma potansiyeline sahipken, olası bir ABD-İran anlaşması bölgede dengeleri değiştirebilir. Anlaşma sağlanması halinde yaptırımların hafiflemesi, Türkiye'nin İran'dan doğalgaz ve petrol ithalatını kolaylaştırabilir. Ancak İsrail'in anlaşmaya karşı çıkması ve olası askeri müdahalesi, Suriye ve Irak'ta Türkiye'nin güvenliğini tehdit edebilecek yeni bir krize yol açabilir. Türkiye, hem İran'la diyaloğunu sürdürmek hem de İsrail'le olası bir çatışmada arabulucu rolü oynamak zorunda kalabilir. Ayrıca, ABD'nin bölgede yeniden şekillenen angajmanı, Türkiye'nin NATO müttefiki olarak konumunu ve Doğu Akdeniz politikalarını da etkileyebilir.