ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, ülkenin en kapsamlı iklim bilimi raporu olan Ulusal İklim Değerlendirmesi'nin (NCA) başına, iklim değişikliğini sık sık eleştiren ve fosil yakıt lobisiyle bağlantılı kuruluşlarda yer alan eski bir jeokimyacıyı atadı. Matthew Wielicki, daha önce aşırı sağcı PragerU'nun videolarında bilimsel konsensüsü hedef alan açıklamalar yapmıştı. Bu atama, bilim çevrelerinde ve çevre örgütlerinde büyük tepkiyle karşılandı.
Atamanın arka planı ve Wielicki'nin geçmişi
Matthew Wielicki, Alabama Üniversitesi'nde jeokimya alanında doktora yapmış, ancak son yıllarda akademik kariyer yerine iklim şüpheciliğiyle öne çıkmış bir isim. Sosyal medyada ve muhafazakar medya platformlarında sıkça boy gösteren Wielicki, küresel ısınmanın insan kaynaklı olduğu yönündeki bilimsel verileri reddediyor. Özellikle PragerU için hazırladığı videolarda, "iklim değişikliği bir kriz değil" ve "karbon dioksit bitkiler için besindir" gibi söylemler kullanmıştı. Wielicki ayrıca, Heartland Institute gibi fosil yakıt şirketlerinden fon alan think-tank'lerle de ilişkili. Trump yönetiminin bu ataması, NCA'nın bağımsızlığına gölge düşürebileceği endişelerini artırdı.
Ulusal İklim Değerlendirmesi, ABD Kongresi tarafından 1990'da kurulan ve her dört yılda bir yayımlanan federal bir rapordur. Rapor, ülke genelinde iklim değişikliğinin etkilerini, sera gazı emisyonlarını ve adaptasyon stratejilerini kapsamlı bir şekilde ele alır. Son rapor 2023'te yayımlanmış ve aşırı hava olayları, yükselen deniz seviyeleri ve tarımsal kayıplar gibi konularda uyarılarda bulunmuştu. Wielicki'nin atanmasıyla bu raporun bilimsel bütünlüğünün zedelenebileceği belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
ABD'nin iklim politikaları, dünyanın en büyük ikinci sera gazı emisyonu kaynağı olması nedeniyle küresel iklim mücadelesinde kilit rol oynuyor. Trump'ın ilk döneminde Paris İklim Anlaşması'ndan çekilmesi ve çevre düzenlemelerini gevşetmesi, uluslararası toplumda sert eleştirilere neden olmuştu. Şimdi de bilimsel raporların başına bir iklim şüphecisinin getirilmesi, ABD'nin iklim konusundaki taahhütlerine olan güveni daha da sarsıyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler yetkilileri, bu atamanın iklim bilimini siyasileştirdiği ve küresel iş birliğine zarar verdiği uyarısında bulundu. Çevre örgütleri ise Wielicki'nin atamasını "bilim karşıtı bir saldırı" olarak nitelendiriyor.
Öte yandan, ABD'de iklim değişikliğini reddeden veya sorgulayan politikacıların sayısı giderek artıyor. Bu durum, eyalet düzeyinde iklim politikalarının uygulanmasını da zorlaştırıyor. Kaliforniya ve New York gibi eyaletler kendi iklim hedeflerini belirlerken, federal düzeydeki bu tür atamalar ulusal bir koordinasyonu imkansız hale getiriyor. Uzmanlar, NCA'nın güvenilirliğinin azalması durumunda, eyaletlerin ve özel sektörün kendi verilerine yönelmesinin kaçınılmaz olacağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin iklim bilimini siyasileştiren bu ataması, Türkiye'nin de taraf olduğu Paris İklim Anlaşması'nın geleceği açısından endişe verici. Trump yönetiminin iklim politikalarında bilim dışı yaklaşımlar benimsemesi, küresel emisyon azaltım hedeflerini baltalayabilir. Türkiye, 2053 net sıfır hedefi ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla iklim değişikliğiyle mücadelede önemli adımlar atarken, ABD gibi büyük bir ekonominin bu süreçte geri adım atması, Türkiye'nin iklim finansmanı ve teknoloji transferi beklentilerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, bu tür atamaların Türkiye'deki iklim şüphecisi çevreleri cesaretlendirmesi ve kamuoyunda bilimsel verilere olan güveni sarsması riski bulunuyor. Dolayısıyla bu gelişme, Türkiye'nin iklim diplomasisinde daha aktif rol alması gerektiğine işaret ediyor.