ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlama konusunda ABD'nin kontrolü devraldığını ve bu operasyonun maliyeti için 'geri ödeme' talep edeceklerini söyledi. Trump'ın bu açıklaması, İran ile ABD arasında sıcak çatışma riskini artıran su yolundaki gerginliğin yeniden alevlenmesine neden oldu. Başkan, Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada 'Hürmüz Boğazı'nı biz koruyoruz' ifadelerini kullandı. Bu gelişme, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik su yolunda tansiyonun yükselmesine yol açtı. Trump, 'Birçok ülke bu su yolunu kullanıyor ama biz bunu yaparken maliyeti üstleniyoruz. Bu adil değil. Geri ödeme almalıyız' dedi. ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırması, İran'ın misilleme tehditlerini beraberinde getirdi.
Artan gerginlik ve askeri yığınağın arka planı
Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında mayıs ayında dört ticari geminin uğradığı sabotajın ardından ABD, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne ek askeri güç göndermişti. Haziran ayında ise yakıt ikmali yapan bir süper tanker Hürmüz Boğazı'nda vurulmuştu. Bu olayların ardından ABD, bölgedeki askeri varlığını önemli ölçüde artırdı. Trump yönetimi, İran'ın su yolundaki ticari gemilere yönelik tehditlerine karşı uluslararası bir deniz koalisyonu kurma girişimlerini hızlandırdı. Ancak Trump'ın 'geri ödeme' talebi, koalisyona katılımın zor olduğu bir ortamda yeni bir tartışma başlattı. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, 'Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinden en çok faydalanan ülkelerin bu operasyonun finansmanına katkıda bulunması gerek' açıklamasını yaptı. İran ise ABD'nin bölgedeki varlığını 'gayrimeşru' olarak nitelendirerek, herhangi bir saldırıya sert yanıt vereceği uyarısında bulundu.
Öte yandan, Avrupa ülkeleri ABD'nin İran'a yönelik maksimum baskı politikasına mesafeli yaklaşırken, Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik misyonuna katılım konusunda isteksiz davranıyor. Trump'ın geri ödeme talebi, müttefik ülkeler arasında da rahatsızlık yarattı. Beyaz Saray yetkilileri, su yolunun güvenliğinin sağlanması için 'makul bir mali paylaşım' formülü üzerinde çalıştıklarını ifade etti. Ancak hangi ülkelerin ne kadar ödeme yapacağına dair henüz somut bir plan açıklanmadı. Bu belirsizlik, bölgedeki tansiyonu daha da artırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Petrol fiyatları ve enerji güvenliği
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği kritik bir nokta. Yaşanabilecek herhangi bir kesinti, küresel petrol fiyatlarını anında etkileyebilir. Geçtiğimiz aylarda yaşanan gerginlik, Brent petrol fiyatlarının varil başına 65 doların üzerine çıkmasına neden olmuştu. Trump'ın 'geri ödeme' açıklamasının ardından piyasalarda tedirginlik arttı. Analistler, ABD'nin bu tutumunun müttefikleriyle ilişkileri zorlayacağını ve İran'ı daha agresif adımlara itebileceğini belirtiyor. İranlı yetkililer, ABD'nin bölgeden çekilmesi gerektiğini savunurken, su yolunun güvenliğinin İran ve komşu ülkelerin sorumluluğunda olduğunu vurguluyor. Bölgesel güçler arasındaki bu gerilim, Körfez ülkeleri ve Asya'nın enerji ithalatçılarını doğrudan etkiliyor. Özellikle Japonya, Güney Kore ve Hindistan gibi ülkeler, Hürmüz Boğazı'na bağımlılıklarını azaltmak için alternatif rotalar arayışına girdi. Ancak bu alternatiflerin hayata geçirilmesi yıllar alabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerginlik, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından yakından izlenmesi gereken bir konu. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden karşılıyor. Boğazda yaşanabilecek bir çatışma, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve tedarik zincirinde aksamalara yol açabilir. Ayrıca Türkiye, İran ile komşu olması ve bölgesel denklemdeki rolü nedeniyle gelişmelere duyarsız kalamaz. Ankara'nın hem ABD hem de İran ile dengeli bir diplomasi yürütmesi beklenir. Öte yandan, Türkiye'nin Denizcilikte Sivil Koordinasyon Merkezi üzerinden bölgedeki ticari gemilerin güvenliğini sağlama çabaları, alternatif bir model olarak öne çıkabilir. Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji keşifleri ve Kanal İstanbul projesi gibi kendi deniz stratejilerini de yeniden değerlendirmesine yol açabilir.