ABD Başkanı Donald Trump, New York'un Long Island bölgesinde düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, Hürmüz Boğazı'nı yakında ABD toprağı ilan edeceğini öne sürdü. Trump, "Oldukça yakında Hürmüz Boğazı'nı Amerika Birleşik Devletleri'nin bir toprağı olarak ilan edeceğim" ifadelerini kullandı. Ancak bu açıklama, boğazın egemenliğinin İran ve Umman arasında paylaşıldığı gerçeğiyle çelişiyor. Uluslararası hukuk açısından ciddi tartışmalara yol açan bu söylem, bölgedeki jeopolitik dengeleri de etkileyebilir.
Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemi ve hukuki statüsü
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi'ne ve Hint Okyanusu'na bağlayan, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yoludur. Boğazın kıyılarında İran, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri bulunmaktadır. Uluslararası hukuka göre, boğazın suları İran ve Umman'ın karasuları içinde yer alır; ancak 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi uyarınca, transit geçiş serbestisi tüm devletlere tanınmıştır. Trump'ın bu açıklaması, ABD'nin daha önce de uluslararası anlaşmalara aykırı adımlar attığı bir dönemde geliyor.
Trump'ın sözleri, özellikle İran'ın tepkisini çekti. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, boğazın İran'ın egemenliğinde olduğunu ve ABD'nin böyle bir iddiasının kabul edilemeyeceğini belirtti. Umman hükümeti de konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı. Uzmanlar, Trump'ın bu söyleminin seçim öncesi popülist bir hamle mi yoksa gerçek bir politika değişikliğinin habercisi mi olduğunu tartışıyor.
Bölgesel ve küresel etkiler
Hürmüz Boğazı, İran'ın nükleer programı ve ABD ile yaşanan gerginliklerin odak noktalarından biri olmuştur. 2019'da ABD ile İran arasında yaşanan gerginliklerde boğaz, askeri bir kriz alanı haline gelmişti. Trump'ın bu açıklaması, bölgedeki gerilimi daha da artırabilir. Petrol fiyatları, bu tür açıklamaların ardından dalgalanabilir; Opec ülkeleri ve büyük petrol tüketicileri bu durumdan endişe duyuyor.
Trump'ın sözleri ayrıca, ABD'nin uluslararası hukuka saygısı konusundaki tartışmaları da yeniden gündeme getirdi. Uluslararası hukuk uzmanları, bir devletin başka bir ülkenin karasularını tek taraflı olarak ilhak etmesinin BM Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu vurguluyor. ABD'nin müttefikleri de bu açıklamayı dikkatle izliyor; özellikle Körfez ülkeleri, bölgedeki istikrarın korunmasından yana.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinden doğrudan etkilenmektedir. Boğazda yaşanacak bir kriz, petrol fiyatlarını yükseltebilir ve Türkiye'nin cari açığı üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik aktörlerle ilişkileri, ABD'nin bu tür tek taraflı adımlarına karşı hassastır. Ankara'nın uluslararası hukuka bağlılık vurgusu, bu tür açıklamalar karşısında mesafeli bir tutum sergilenmesini gerektirmektedir. Bölgesel istikrarın korunması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve dış politikası açısından kritik öneme sahiptir.