ABD Başkanı Donald Trump, Basra Körfezi'ndeki bazı ülkelerin, stratejik Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilerin korunması karşılığında ABD'ye tazminat ödemesi gerektiğini söyledi. Trump, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, "Evet, tazmin edilmek istiyorum çünkü dünyanın çok zengin bir bölgesini koruyoruz, para harcıyoruz ve dolayısıyla karşılığını almalıyız" ifadelerini kullandı. Başkan, özellikle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Kuveyt gibi ülkelerin bu koruma hizmetine katkıda bulunması gerektiğini vurguladı. Trump'ın bu çıkışı, ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığının maliyetini müttefiklerine yansıtma politikasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Koruma maliyeti ve ticari boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği kritik bir su yolu. Her gün bu boğazdan ortalama 17 milyon varil petrol taşınıyor. ABD Donanması, bölgede Beşinci Filo ile varlık göstererek seyrüsefer güvenliğini sağlıyor. Trump, bu operasyonların yıllık maliyetinin milyarlarca dolar olduğunu belirterek, "Bu ülkeler petrolden çok büyük gelir elde ediyor, biz de onların güvenliğini sağlıyoruz. Adil olan, bunun karşılığını ödemeleri" dedi. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada ise konunun ilgili ülkelerle görüşüldüğü ve bir geri ödeme mekanizması üzerinde çalışıldığı belirtildi.
Trump'ın bu talebi, daha önce Suudi Arabistan ve diğer Körfez monarşilerinin ABD askeri varlığına ev sahipliği yapması karşılığında milyarlarca dolarlık silah anlaşmaları yapmasına rağmen geldi. Analistler, bu çıkışın ABD'nin Ortadoğu'da angajmanını azaltma isteğinin bir yansıması olduğunu, ancak Körfez ülkelerinin bu talebe nasıl yanıt vereceğinin belirsiz olduğunu ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın bu açıklaması, Washington'ın geleneksel müttefikleriyle ilişkilerinde yeni bir döneme işaret ediyor. ABD, Soğuk Savaş'tan bu yana Körfez'deki deniz güvenliğini sağlarken, karşılığında petrol akışının kesintisiz devam etmesi ve bölgesel istikrar gibi stratejik kazanımlar elde ediyordu. Ancak Trump, bu anlayışı doğrudan maliyet-fayda temeline oturtarak değiştirmeye çalışıyor. Öte yandan, Çin ve Hindistan gibi Asya ekonomileri de Körfez petrolüne bağımlı olduğu için, ABD'nin koruma hizmetini ücretlendirmesi küresel enerji maliyetlerini etkileyebilir. Uzmanlar, bu hamlenin bölgedeki deniz güvenliği dinamiklerini değiştirebileceğini, hatta ABD'nin çekilmesi durumunda boşluğu Çin veya Rusya'nın doldurma riskini artırabileceğini belirtiyor.
Suudi Arabistan henüz resmi bir yanıt vermezken, BAE ve Katar'dan gelen gayriresmi açıklamalarda, ABD'nin tarihsel sorumluluklarına vurgu yapıldı ve herhangi bir ödeme taahhüdünde bulunulmadı. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, ABD ile güvenlik işbirliğinin devam etmesini istiyor ancak doğrudan mali yükümlülük kabul etmeye sıcak bakmıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Boğazın güvenliği, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından kritik önem taşıyor. Trump'ın bu çıkışı, ABD'nin bölgeden askeri olarak çekilme sinyali olarak algılanırsa, Türkiye'nin enerji maliyetlerinde artışa yol açabilir. Ayrıca, ABD ile Körfez ülkeleri arasında bir gerilim yaşanması halinde, Türkiye'nin Katar ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle olan ilişkileri daha karmaşık hale gelebilir. Bu durum, Türkiye'nin enerji koridorlarını çeşitlendirme çabalarını hızlandırmasını gerektiriyor. Bölgedeki güç boşluğu, Türkiye'nin Irak ve Suriye politikalarını da yakından ilgilendirdiği için Ankara'nın gelişmeleri dikkatle izlemesi bekleniyor.