Eski ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere uygulamayı planladığı 'geçiş ücreti' politikasından geri adım atarken, ABD Yüksek Mahkemesi yargıçları Kongre'de yaptıkları nadir görülen ifadelerde mahkeme güvenliğinin artırılması çağrısında bulundu. Bu iki gelişme, ABD'nin dış politika ve iç hukuk alanındaki kırılgan dengelerini gözler önüne seriyor.
Hürmüz Boğazı'nın Jeopolitik Önemi ve Trump'ın Geri Adımı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yoludur. Trump yönetimi, İran'ı ekonomik olarak sıkıştırmak amacıyla boğazdan geçen tankerlerden yüksek vergiler almayı değerlendiriyordu. Ancak, uluslararası deniz hukukuna aykırı olacağı ve müttefik ülkelerle diplomatik krize yol açabileceği gerekçesiyle bu plandan vazgeçildi. Uzmanlar, Trump'ın bu hamlesinin aslında İran'a yönelik maksimum baskı politikasının bir parçası olduğunu, ancak Körfez ülkeleri ve Avrupa'nın tepkisiyle karşılaştığını belirtiyor.
ABD Deniz Kuvvetleri, boğazın serbest geçişini sağlamak için bölgede varlık gösterirken, herhangi bir geçiş ücreti uygulamasının uluslararası hukukta emsal teşkil edebileceği ve Çin gibi diğer güçler tarafından da kullanılabileceği endişesi dile getiriliyor. Trump'ın bu konudaki kararsızlığı, ABD'nin dış politika yapım sürecindeki istikrarsızlığın bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Yüksek Mahkeme Yargıçlarından Güvenlik Çağrısı
ABD Yüksek Mahkemesi yargıçları, Kongre'nin yargı bütçesi oturumunda nadir görülen bir açıklama yaparak mahkeme üyelerine yönelik tehditlerin arttığını ve daha fazla güvenlik önlemi alınması gerektiğini vurguladı. Özellikle kürtaj hakkı, silah taşıma ve dini özgürlükler gibi tartışmalı kararların ardından yargıçların hedef haline geldiği belirtiliyor. Yüksek Mahkeme'nin bağımsızlığının korunması için siyasi baskılara karşı daha güçlü fiziki ve siber güvenlik tedbirlerinin gerekliliği ifade edildi.
Geçtiğimiz yıl bir Yüksek Mahkeme yargıcının evinin önünde silahlı bir kişinin gözaltına alınması, endişeleri artırmıştı. Yargıçlar, yargı bağımsızlığının sadece fiziksel güvenlikle değil, aynı zamanda medya ve sosyal medyada yargıya yönelik nefret söyleminin önlenmesiyle de sağlanabileceğini belirtti. Bu açıklama, ABD'de yargı-siyaset ilişkisinin ne kadar gerildiğinin bir işareti olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş ücreti planının rafa kalkması, Türkiye'nin enerji ticaretini doğrudan etkilemese de, İran'a yönelik yaptırımların devam etmesi durumunda dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, İran'dan doğal gaz ve petrol ithal eden bir ülke olarak, boğazın serbest geçişinin korunmasını önemsemektedir. Öte yandan, ABD Yüksek Mahkemesi'ndeki güvenlik tartışmaları, Türk yargı sisteminde de benzer endişelerin dile getirildiği bir döneme denk gelmektedir. Türkiye'de yargı bağımsızlığına yönelik tartışmalar sürerken, ABD'deki bu gelişme yargı-siyaset dengesinin küresel bir sorun olduğunu göstermektedir. Ancak doğrudan bir etkiden söz etmek güçtür.