ABD Başkanı Donald Trump, İran ile artan gerilim ortamında Hürmüz Boğazı'ndaki deniz güvenliği için önerilen yüzde 20'lik harç planından geri adım atarak, bunun yerine Körfez ülkeleriyle yeni yatırım anlaşmaları yapmayı tercih ettiğini açıkladı. Trump'ın bu hamlesi, bölgedeki ABD askeri varlığının finansmanı konusunda daha önce dile getirdiği sert söylemlerden bir sapma olarak değerlendiriliyor. Salı günü yaptığı açıklamada Trump, 'Harç almak yerine, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ortaklarımızla çok daha büyük yatırım anlaşmaları yapıyoruz. Bu anlaşmalar, boğazın güvenliğine katkılarından çok daha büyük getiri sağlıyor' ifadelerini kullandı. Trump'ın bu sözleri, Temmuz ayı başında Reuters'a verdiği bir röportajda Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilerden yüzde 20 oranında harç alınması gerektiğini söylemesinin ardından geldi.
Arka Plan: Hürmüz Harç Önerisi ve Tepkiler
Trump'ın ilk önerisi, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı'nda ABD'nin sağladığı güvenlik hizmetinin karşılığı olarak bölge ülkelerinden ve geçiş yapan gemilerden ücret alınmasını öngörüyordu. Ancak bu fikir, hem uluslararası deniz hukuku açısından tartışmalı bulundu hem de ABD'nin müttefikleri arasında rahatsızlık yarattı. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez monarşileri, harç önerisine soğuk bakarken, alternatif olarak daha kapsamlı güvenlik ve yatırım ortaklıkları önerdiler. Trump yönetimi, bu ülkelerle yapılan görüşmeler sonucunda harç modelinin yerine, ABD şirketlerine büyük altyapı ve savunma projelerinde öncelik tanıyan anlaşmalar yapılması konusunda mutabakata vardı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, bu anlaşmaların ABD'ye yıllık milyarlarca dolar getiri sağlayacağı ve bölgedeki askeri varlığın finansmanını karşılayacağı belirtildi.
Uzmanlar, Trump'ın bu kararının ABD'nin Körfez'deki geleneksel güvenlik mimarisini dönüştürme çabalarının bir parçası olduğunu vurguluyor. Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi'nden Dr. Ahmed el-Kahtani, 'Trump'ın harç fikri aslında bir pazarlık taktiğiydi. Nihai hedef, Körfez ülkelerinden daha fazla mali katkı almaktı. Yatırım anlaşmaları, bu katkıyı daha az tartışmalı bir şekilde elde etmenin bir yolu' dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Petrol Fiyatları ve Deniz Güvenliği
Harç önerisinin geri çekilmesi, petrol piyasalarında kısa vadede bir rahatlama yarattı. Analistler, harç uygulamasının petrol maliyetlerini varil başına 5-10 dolar artırabileceğini hesaplıyordu. Ancak Trump'ın yatırım anlaşmalarına yönelmesi, petrol fiyatları üzerindeki baskıyı hafifletti. Brent petrol fiyatları, haberin ardından yüzde 1,5 oranında geriledi. Öte yandan, bu gelişme ABD-İran arasındaki gerginliğin tamamen yatıştığı anlamına gelmiyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Musevi, 'Hürmüz Boğazı'nın güvenliği bölge ülkelerinin ortak sorumluluğudur. ABD'nin bu konuda tek taraflı kararlar alma hakkı yoktur' açıklamasını yaptı. İran, daha önce boğazı kapatmakla tehdit etmişti ancak bu tehdit büyük ölçüde caydırıcılık amaçlıydı.
Trump'ın yeni stratejisi, ABD'nin Körfez'deki askeri üslerinin finansmanını da etkileyebilir. Suudi Arabistan ve BAE ile yapılacak yatırım anlaşmalarının, ABD'nin bölgedeki varlığını daha sürdürülebilir kılması bekleniyor. Ancak bu durum, ABD'nin Çin ve Rusya ile Körfez'de artan rekabetinde elini güçlendirebilir. Çin, son yıllarda bölgedeki enerji yatırımlarını artırırken, Rusya da İran ve Suudi Arabistan ile enerji işbirliğini derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik düzenlemeleri, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da dolaylı olarak önem taşıyor. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden ve İran'dan karşılıyor. Hürmüz'de olası bir harç uygulaması, enerji maliyetlerini artırarak Türkiye'nin cari açığına olumsuz yansıyabilirdi. Trump'ın harçtan vazgeçmesi, bu riski ortadan kaldırdı. Ayrıca, ABD'nin Körfez'deki yatırım anlaşmalarına yönelmesi, Türkiye'nin bölgedeki ticari ve diplomatik manevra alanını etkileyebilir. Türkiye, Suudi Arabistan ve BAE ile son yıllarda gergin ilişkiler yaşarken, bu anlaşmaların Türkiye'nin Körfez'deki nüfuzunu sınırlayabileceği değerlendiriliyor. Ancak Ankara'nın Katar ile olan güçlü bağları ve İran ile enerji işbirliği, bu gelişmelerin etkisini dengeleyebilir. Sonuç olarak, Hürmüz harç planının rafa kalkması, Türkiye için kısa vadede olumlu bir gelişme olsa da, ABD'nin bölgedeki yeni yatırım odaklı stratejisinin uzun vadede Türkiye'nin çıkarlarıyla çatışma potansiyeli taşıdığı unutulmamalıdır.