ABD Başkanı Donald Trump ve Savunma Bakanı Pete Hegseth, Amerikan askerlerinin Avrupa'daki varlığını yeniden değerlendiren kapsamlı bir gözden geçirme başlattı. Bu inceleme, Savunma Bakanlığı'nın 6 Kasım'a kadar en az dört farklı asker çekme seçeneği sunmasını gerektiriyor. Gelişme, NATO müttefiklerini telaşlandırırken, Avrupa'nın güvenlik mimarisini temelden etkileyecek bir dönüşümün habercisi olarak yorumlanıyor. Trump yönetiminin, Avrupa'daki yaklaşık 80.000 askeri personelin önemli bir bölümünü geri çekmeyi düşündüğü belirtiliyor.
Gözden geçirme süreci ve olası senaryolar
Savunma Bakanlığı'ndan üst düzey yetkililere dayandırılan haberlere göre, inceleme kapsamında Polonya, Romanya ve Almanya gibi ülkelerde konuşlu birliklerin durumu ele alınacak. Hegseth'in ekibi, tam çekilmeden kısmi yeniden konuşlandırmaya kadar farklı senaryolar üzerinde çalışıyor. İlk seçenek, Avrupa'daki asker sayısının 40.000'in altına düşürülmesini içerirken, daha radikal bir seçenek ise kıtadaki tüm kara birliklerinin geri çekilmesi ve yalnızca deniz kuvvetleri ile hava varlıklarının korunmasını öngörüyor.
Pentagon kaynakları, incelemenin yalnızca sayılarla ilgili olmadığını, aynı zamanda birliklerin konuşlandırılma şeklinin de yeniden düşünüldüğünü aktarıyor. Seçenekler arasında, askerlerin dönüşümlü olarak görevlendirilmesi ve daha az sayıda ama daha yetenekli birliklerin öne çıkarılması gibi alternatif modeller de yer alıyor. Ancak Avrupalı yetkililer, böyle bir değişimin özellikle Rusya'nın Ukrayna'da sürdürdüğü savaşın gölgesinde güvenlik risklerini artırabileceği uyarısında bulunuyor.
NATO müttefiklerinin tepkisi
ABD'nin bu hamlesi, NATO'nun Doğu Avrupa'daki savunma hattını zayıflatabilir. Özellikle Baltık ülkeleri ve Polonya, ABD askerlerinin caydırıcılık açısından kritik önem taşıdığını vurguluyor. NATO Genel Sekreteri, ittifakın dayanışmasını koruması gerektiğini belirtirken, bazı Avrupa ülkeleri savunma harcamalarını artırma sözü vererek olası bir boşluğu doldurmaya çalışıyor. Ancak Avrupa ordularının, ABD'nin sağladığı askeri kapasiteye hızla alternatif oluşturması beklenmiyor.
Trump'ın ilk başkanlık döneminde de NATO'yu "güvenlik yükünü paylaşmadığı" gerekçesiyle eleştirdiği ve Avrupa'dan asker çekme tehdidinde bulunduğu hatırlanıyor. Şimdi bu tehdidin gerçekleşme ihtimali, Avrupa başkentlerinde derin bir tedirginlik yaratmış durumda. Hegseth'in savunma bakanı olduğu dönemde bu tür bir gözden geçirmenin hızlandırıldığına dikkat çekiliyor. Söz konusu sürecin, Kongre'nin de onayını gerektireceği ve müttefiklerle müzakere edilerek yürütüleceği ifade ediliyor.
Küresel ve bölgesel etkiler
ABD'nin Avrupa'dan çekilmesi, yalnızca NATO'yu değil, aynı zamanda küresel güç dengesini de yeniden şekillendirebilir. Rusya, bu gelişmeyi kendi lehine bir fırsat olarak görebilirken, Çin de ABD'nin dikkatini başka bölgelere kaydırmasını yakından izliyor. Avrupa Birliği'nin savunma alanında daha bağımsız bir yapı kurma çabaları, bu süreçte hız kazanabilir. Ancak uzmanlar, ABD'nin tamamen çekilmesinin Avrupa'da bir güvenlik boşluğuna yol açacağı ve bunun ancak uzun vadede doldurulabileceği görüşünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Avrupa'dan asker çekmesi, Türkiye'nin güvenlik algısını doğrudan etkileyebilecek bir gelişmedir. Türkiye, uzun süredir NATO'nun Karadeniz ve Doğu Akdeniz'deki savunma hattının kilit ülkesi konumunda. ABD'nin Avrupa'daki varlığını azaltması, Türkiye'nin ittifak içindeki stratejik önemini artırabileceği gibi, bazı bölgesel riskleri de beraberinde getirebilir. Rusya ile yaşanan gerilimler ve Suriye'deki durum göz önüne alındığında, Türkiye'nin kendi savunma kapasitesini güçlendirmesi ve müttefikleriyle dengeli bir ilişki kurması daha da kritik hale geliyor. Bu sürecin Türkiye'ye ABD ile pazarlık masasında yeni kozlar kazandırabileceği yorumları da yapılıyor.