Trump yönetimi, çocukken ABD'ye getirilen ve 'hayalperest' (dreamers) olarak bilinen göçmenlere yönelik operasyonlarını hızlandırdı. Yetkililer, DACA (Deferred Action for Childhood Arrivals) programı kapsamında geçici koruma statüsüne sahip en az 343 kişiyi tutuklarken, 86'sının sınır dışı edildiği bildirildi. Bu gelişme, başkanlık vaatleri arasında göçmen karşıtı politikaları ön plana çıkaran Donald Trump'ın, Obama döneminde başlatılan programı sonlandırma çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
DACA programı ve 'hayalperestlerin' durumu
2012 yılında dönemin Başkanı Barack Obama tarafından yürürlüğe konulan DACA, ABD'ye yasa dışı yollarla gelen ancak çocuk yaşta ülkeye getirilen yaklaşık 700 bin gence geçici çalışma izni ve sınır dışı edilmeme garantisi sağlıyordu. Programdan yararlananlar, 'hayalperest' olarak anılıyor ve çoğu ABD'de büyümüş, eğitim görmüş durumda. Trump, 2017'de programı sonlandırmaya çalışsa da Yüksek Mahkeme kararıyla DACA bir süre daha yürürlükte kaldı. Ancak son tutuklama ve sınır dışı rakamları, yönetimin bu kişilere yönelik baskıyı artırdığını gösteriyor. Trump yönetimi, DACA statüsünü 'yasa dışı' olarak nitelendirirken, Kongre'nin kalıcı bir çözüm üretmesi gerektiğini savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Göç politikalarında yeni dönem
ABD'nin DACA konusundaki tutumu, sadece iç politika değil aynı zamanda uluslararası göç tartışmalarında da önemli bir yere sahip. Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları örgütleri, çocuk yaşta ülkeye getirilen göçmenlerin korunması gerektiğini vurguluyor. Meksika ve Orta Amerika ülkeleri ise ABD'nin bu politikalarını yakından izliyor; çünkü DACA'lıların bir kısmı bu ülkelerden ABD'ye göç etmiş durumda. Trump'ın yeniden aday olması halinde, göçmen karşıtı söylemlerinin daha da sertleşebileceği yorumları yapılıyor. Bu durum, ABD'nin 'cazibe merkezi' imajını zedelerken, Latin Amerika ülkeleriyle ilişkilerde de gerginliğe yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, ABD'nin göç politikalarındaki değişim küresel etkileri açısından önem taşıyor. ABD, Türkiye'nin de yakından takip ettiği bir ülke olarak, uyguladığı göç politikalarıyla uluslararası normları etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, Suriyeli göçmenler konusunda benzer bir 'geçici koruma' statüsü uygularken, ABD'deki DACA benzeri programların akıbeti, uluslararası hukuk açısından emsal teşkil edebilir. Türkiye'nin, özellikle ABD ile ilişkilerinde göç ve insan hakları konularında bir diyalog kanalı oluşturması, küresel göç yönetişimine katkı sağlayabilir.