Eski ABD Başkanı Donald Trump, Şubat 2020'de yasal göçü sınırlamak amacıyla uygulamaya koyduğu ancak Biden yönetimi tarafından iptal edilen bir düzenlemeyi yeniden canlandırdı. Yeni kurala göre, gıda yardımı (food stamps) veya Medicaid gibi kamu yardımlarından yararlanan göçmenler, yeşil kart başvurularında 'kamu yükü' (public charge) olarak değerlendirilecek ve oturum izni alamayacak. Trump'ın bu hamlesi, yasal göçü daha da sıkılaştırma vaadinin bir parçası olarak görülüyor.
Kamu Yükü Kuralının Arka Planı
Trump yönetimi, 2020 yılında 'kamu yükü' tanımını genişleterek, sadece nakit yardımları değil, gıda yardımı, Medicaid, konut yardımı gibi temel sosyal hizmetleri de kapsama almıştı. Bu değişiklikle, yeşil kart başvurusunda bulunan göçmenlerin geçim kaynakları ve kamu kaynaklarına bağımlılıkları daha sıkı denetleniyordu. Biden, Ocak 2021'de bu kuralı kaldırmış ve daha insani bir göç politikası izlemişti. Ancak Trump, seçim kampanyasında yasal göçü azaltma sözü vermişti ve şimdi bu düzenlemeyi yeniden devreye sokarak, özellikle düşük gelirli göçmenleri hedef alıyor.
Uzmanlar, bu kuralın yeniden uygulamaya konmasının, ABD'de yaşayan milyonlarca göçmen aileyi etkileyeceğini belirtiyor. Gıda yardımı ve Medicaid, birçok düşük gelirli aile için temel ihtiyaçları karşılamanın anahtarı. Kural, göçmenleri bu yardımlardan vazgeçmeye zorlayarak, sağlık ve gıda güvencesini tehlikeye atabilir. Göçmen hakları savunucuları, düzenlemenin yasal göçmen sayısını azaltma amacı taşıdığını ve ayrımcı olduğunu vurguluyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
ABD, dünyanın en büyük göç alan ülkelerinden biri. Trump'ın bu hamlesi, yalnızca ABD iç politikasında değil, küresel göç dinamiklerinde de yankı buluyor. Özellikle Latin Amerika, Asya ve Afrika'dan gelen göçmenler, ABD'de yasal statü kazanmak için uzun yıllar bekliyor. Yeşil kart almak, onlar için kalıcı oturum ve nihayetinde vatandaşlık yolunda kritik bir adım. Bu kural, düşük gelirli göçmenlerin bu fırsattan mahrum kalmasına neden olacak. Ayrıca, ABD'deki göçmen toplulukları, kuralın aile birleşimini de olumsuz etkileyeceğinden endişe ediyor. Diğer ülkeler, ABD'nin göç politikalarındaki bu sert dönüşün, kendi ülkelerine yönelik göç baskısını artırabileceğini değerlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'ye önemli bir göçmen kaynağı olmasa da, küresel göç politikalarındaki bu değişim, Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgesel göç hareketlerini etkileyebilir. ABD'nin yasal göçü daraltması, özellikle yüksek vasıflı işgücü göçünü azaltarak, Türkiye gibi ülkelerin yetenekli çalışanlarını ABD'ye kaybetme riskini artırabilir. Ekonomik olarak, düşük gelirli göçmenlerin ABD'ye erişiminin kısıtlanması, Türkiye'deki yabancı yatırım ve işgücü piyasasında dolaylı etkiler yaratabilir. Ayrıca, Trump'ın göç karşıtı politikaları, dünya genelinde popülist hareketleri teşvik ederek, Türkiye'nin de dahil olduğu bölgelerde benzer söylemlerin güçlenmesine zemin hazırlayabilir.