Eski ABD Başkanı Donald Trump, seçim kampanyası boyunca enflasyonu dizginleyeceğini ve yakıt fiyatlarını düşüreceğini vaat etmesine rağmen, son anketlerde geçim masrafları konusunda mevcut Başkan Joe Biden'ın bile gerisinde kaldı. Trump'ın başlattığı İran savaşı, ekonomik krizi daha da derinleştirirken, Amerikalı seçmenlerin alım gücü giderek eriyor. Uzmanlar, bu durumun Kasım ayındaki ara seçimlerde Cumhuriyetçilere ağır bir fatura çıkarabileceğini belirtiyor.
Vaatler havada kaldı
Trump, 2020 başkanlık seçimlerinde "Amerika'yı Yeniden Büyük Kıl" sloganıyla yola çıkmış, ekonomiyi canlandıracağını ve özellikle benzin fiyatlarını hızla aşağı çekeceğini söylemişti. Ancak göreve gelir gelmez uygulamaya koyduğu gümrük tarifeleri ve korumacı politikalar, tedarik zincirlerini bozarak fiyat artışlarını hızlandırdı. Pandemi sonrası açıklanan devasa teşvik paketleri talep enflasyonunu körüklerken, Trump yönetiminin enerji politikaları da beklenen etkiyi yaratmadı.
Pew Araştırma Merkezi'nin bu ay yayımladığı ankete göre, Amerikalıların yüzde 67'si ekonominin kötüye gittiğini düşünüyor. Aynı ankette, geçim masrafları konusunda Biden'a duyulan güven yüzde 38 iken, Trump'a duyulan güven sadece yüzde 32'de kaldı. Bu, Trump'ın kendi tabanında bile ciddi bir hayal kırıklığı yarattığını gösteriyor.
İran savaşının maliyeti
Trump'ın en büyük ekonomik hatası, İran'a karşı başlattığı savaş oldu. 2021 yılında İran'ın nükleer tesislerini bombalama kararı, Körfez'de petrol fiyatlarını fırlattı. Brent petrol varil fiyatı 70 dolardan 130 doların üzerine çıkarken, ABD'de benzinin galonu 5 doları aştı. Savaşın maliyeti şimdiye kadar 2 trilyon doları bulurken, bu para eğitim ve sağlık gibi alanlardan kesildi.
Ekonomistler, Trump'ın vergi indirimlerinin de zaten yüksek olan bütçe açığını daha da büyüttüğünü, federal borcun 30 trilyon doları aştığını vurguluyor. Uzun vadede bu borç yükü, faiz ödemelerini artırarak ekonomik büyümeyi yavaşlatacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın ekonomideki başarısızlığı, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeleri doğrudan etkiliyor. ABD'nin yüksek borç yükü ve enflasyonu, doları güçlendirerek Türk lirası üzerinde baskı yaratıyor. Ayrıca, İran savaşı nedeniyle yükselen petrol fiyatları, Türkiye'nin yüksek enerji ithalat faturasını daha da artırıyor. Türkiye'nin bölgesel güvenliği de tehdit altında; İran'daki savaş, mülteci akınlarına ve sınır ötesi çatışmalara yol açabilir.