ABD Başkanı Donald Trump, G7 zirvesi sonrası düzenlediği basın toplantısında, İran ile yaşanan gerilim ve savaş ihtimaline ilişkin bir saat boyunca dağınık ve tutarsız açıklamalar yaptı. Trump'ın, 'Bacaksız dolaşmak' gibi ifadelerle İran'ı hedef aldığı konuşma, Beyaz Saray'ın İran'ın dondurulmuş milyarlarca dolarlık fonlarının serbest bırakılmasına yönelik bir anlaşma metnini doğrulamasıyla aynı güne denk geldi. Başkan, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri nedeniyle ABD'nin askeri seçenekleri masada tuttuğunu yineledi ancak savaşın kaçınılmaz olmadığını da söyledi.
Gelişmenin Arka Planı: Trump'ın Savaş Retoriği ve Fonların Serbest Bırakılması
Basın toplantısında Trump, İran'ın son dönemdeki eylemlerini 'kabul edilemez' olarak nitelendirirken, 'Onlar bacaksız dolaşıyorlar, biz onlara bacak vermeliyiz' gibi sembolik ifadeler kullandı. Analistler, bu tuhaf benzetmenin İran'ın bölgesel nüfuzunu sınırlamaya yönelik bir uyarı olduğunu yorumladı. Öte yandan Beyaz Saray Sözcüsü, İran'ın dondurulmuş varlıklarının bir kısmının insani yardım amacıyla serbest bırakılmasına izin veren bir anlaşmanın imzalandığını duyurdu. Anlaşma, İran'ın nükleer faaliyetlerini kısıtlama taahhüdü karşılığında 6 milyar dolarlık fonun serbest bırakılmasını öngörüyor. Bu hamle, Trump yönetiminin bir yandan sert söylem kullanırken diğer yandan diplomatik yolları da açık tuttuğu yönünde yorumlandı.
G7 zirvesinde ABD'nin müttefikleri, İran ile diplomasiden yana tavır alırken, Trump'ın savaş söylemleri endişe yarattı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel, gerilimin düşürülmesi çağrısında bulundu. Trump'ın basın toplantısında sık sık 'büyük bir anlaşma' yapabileceklerini ancak İran'ın 'akıllı olması gerektiğini' vurgulaması, ABD'nin 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesinden bu yana süren belirsizliği yansıtıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İran Geriliminin Küresel Etkileri
ABD-İran gerilimi, Basra Körfezi'ndeki petrol tankerlerine yönelik saldırılar, İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini artırması ve ABD'nin bölgeye ek askeri sevkiyatı ile tırmanma eğiliminde. Trump'ın G7'deki açıklamaları, bu tırmanışın askeri bir çatışmaya dönüşebileceği endişelerini artırdı. Ancak fonların serbest bırakılması, iki tarafın da tamamen savaş istemediğine işaret ediyor. Küresel piyasalar, petrol fiyatlarındaki oynaklık ve ticaret savaşlarının gölgesinde bu gelişmeleri yakından izliyor. Uzmanlar, ABD'nin İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasının somut sonuçlar vermediğini, aksine bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdiğini savunuyor. Avrupa Birliği, her iki tarafı da diyaloğa çağırırken, BM İran'a yönelik yaptırımların kaldırılması için çaba sarf ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile hem komşu hem de enerji ve ticaret ortağıdır. ABD-İran arasındaki bir savaş, Türkiye'nin güvenliğini doğrudan tehdit eder, sınır güvenliğini tehlikeye atar ve enerji maliyetlerini artırır. Türkiye, Tahran ile yürüttüğü diplomatik ve ekonomik ilişkileri sürdürmek isterken, ABD'nin sert söylemleri ve fon serbest bırakma hamlesi arasında denge kurmaya çalışıyor. Ankara, bu krizde arabuluculuk rolü üstlenme potansiyeline sahip olsa da, Trump yönetiminin öngörülemez politikaları karşısında ihtiyatlı bir duruş sergiliyor. Ayrıca, İran yaptırımları nedeniyle Türk bankalarının ve şirketlerinin yaşadığı sıkıntılar, iki ülke arasındaki ticaret hacmini olumsuz etkiliyor.