ABD Başkanı Donald Trump, federal hükümette politika yapımında görev alan kariyer memurlarının işten çıkarılmasını kolaylaştıracak bir başkanlık kararnamesi imzalayarak, seçim kampanyasında vaat ettiği bürokrasi reformunu resmen hayata geçirdi. "Schedule Policy/Career" (P/C) adı verilen yeni düzenleme, yaklaşık 50.000 federal çalışanı kapsayacak şekilde tasarlandı ve bu çalışanların artık "at will" (isteğe bağlı) statüsünde istihdam edilmesini öngörüyor. Bu statü, işverenin herhangi bir gerekçe göstermeksizin iş akdini sonlandırabilmesine olanak tanıyor. Kararname, Trump'ın ilk döneminde gündeme getirilen ancak o zaman tam olarak uygulanamayan bir planın genişletilmiş versiyonu olarak değerlendiriliyor. Beyaz Saray, düzenlemenin "hükümet verimliliğini artıracağını" savunurken, eleştirmenler bunun federal iş gücünün siyasileştirilmesine ve liyakat sisteminin çökmesine yol açacağını belirtiyor.
Kararnamenin detayları ve kapsamı
Başkanlık kararnamesi, federal hükümetteki politika belirleyici pozisyonlarda çalışan kariyer memurlarının "Schedule P/C" adlı yeni bir istihdam kategorisine alınmasını öngörüyor. Bu kategori, mevcut "Schedule F" düzenlemesinin (Trump yönetimi tarafından 2020'de çıkarılmış ancak Biden tarafından iptal edilmişti) yerini alıyor ve kapsamını genişletiyor. Yeni düzenleme, gizlilik, kamuoyuyla iletişim, politika geliştirme ve yasal düzenleme gibi alanlarda çalışan memurları kapsıyor. Hükümet tahminlerine göre bu kapsamda yaklaşık 50.000 federal çalışan bulunuyor. Çalışanlar, yeni statüleri nedeniyle iş güvencelerini kaybedecek ve herhangi bir nedenle ya da hiçbir neden gösterilmeden işten çıkarılabilecek. Ayrıca, sendikal haklar ve itiraz süreçleri de sınırlandırılıyor. Trump yönetimi, bu adımın "hantal bürokrasiyi ortadan kaldırarak hükümetin daha etkin çalışmasını sağlayacağını" öne sürüyor. Ancak uzmanlar, kararnamenin liyakat sistemine darbe vuracağı ve federal çalışanları siyasi baskılara açık hale getireceği konusunda uyarıyor.
Siyasi ve hukuki tartışmalar
Demokrat Parti ve kamu çalışanları sendikaları, kararnameye sert tepki gösterdi. Amerikan Hükümet Çalışanları Federasyonu (AFGE) Başkanı Everett Kelley, yaptığı açıklamada "Bu, federal hizmetin tarafsızlığını ve liyakatini yok eden bir saldırıdır" dedi. Bazı hukukçular, kararnamenin 1978 tarihli Kamu Hizmeti Reformu Yasası'na aykırı olabileceğini ve Anayasa'nın atama maddelerini ihlal edebileceğini belirtiyor. Konunun mahkemeye taşınması bekleniyor. Öte yandan, Cumhuriyetçi çevreler düzenlemeyi desteklerken, iş dünyası örgütleri de daha az düzenleme ve daha verimli bir hükümet vaadi nedeniyle kararnameyi olumlu karşıladı. Trump'ın bu hamlesi, federal hükümetin personel yapısını köklü bir şekilde değiştirmeyi hedefleyen daha geniş bir gündemin parçası olarak görülüyor. Önceki dönemde "Schedule F" uygulaması, Biden yönetiminin ilk günlerinde iptal edilmişti, ancak Trump'ın yeniden başkan seçilmesiyle birlikte bu düzenleme daha da genişletilmiş bir biçimde geri döndü.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, ABD'nin iç siyaseti ve kamu yönetimi açısından önemli bir dönüm noktası olsa da, küresel çapta da yansımaları olabilir. ABD, birçok ülke için kamu yönetimi modeli olarak görülmektedir. Federal memurların siyasileştirilmesi, diğer ülkelerde de benzer reform taleplerini tetikleyebilir. Özellikle popülist liderlerin iktidarda olduğu ülkeler, ABD'yi örnek göstererek kendi bürokrasilerinde benzer değişikliklere gidebilir. Öte yandan, bu durum ABD'nin uluslararası itibarına da zarar verebilir. Uzun süredir liyakat ve kurumsallıkla tanınan ABD federal yönetiminin artık siyasi sadakate göre şekillenmesi, özellikle ticaret anlaşmaları ve uluslararası düzenlemeler gibi alanlarda güvenilirlik sorununa yol açabilir. Ayrıca, bu reformun ABD'deki düzenleyici kurumların bağımsızlığını da zedeleyebileceği endişesi var.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel kamu yönetimi eğilimleri açısından önemlidir. Türkiye, son yıllarda kamu personel rejiminde benzer bir esnekleştirme ve siyasileştirme sürecinden geçmiştir. ABD'deki bu adım, Türkiye'deki bazı çevreler tarafından "küresel bir trend" olarak yorumlanabilir. Ancak, liyakat sisteminin zedelenmesinin uzun vadede kurumsal hafıza ve verimlilik kaybına yol açtığı bilinmektedir. Türkiye için ders, kamu yönetiminde reform yaparken siyasi kaygılardan bağımsız, profesyonel bir bürokrasiyi korumanın önemidir. Ayrıca, ABD'nin bu tür iç düzenlemeleri, Türkiye-ABD ilişkilerinde doğrudan bir etki yaratmasa da, iki ülke arasındaki yönetim anlayışı farklılıklarını daha belirgin hale getirebilir.