ABD Başkanı Donald Trump, federal memurluk sisteminde köklü bir değişikliğe imza atarak binlerce kamu çalışanının iş güvencesini kaldırdı. Trump’ın imzaladığı yürütme emri ile Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve İç Güvenlik Bakanlığı bünyesindeki pozisyonlar, ‘at-will’ yani isteğe bağlı istihdam statüsüne dönüştürüldü. Bu statüde çalışanlar, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin işten çıkarılabilecek. Karar, federal bürokrasideki binlerce deneyimli personeli doğrudan etkilerken, kamu hizmetinde liyakat ve tarafsızlık ilkelerini zedeleyeceği endişesi yaratıyor.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi, uzun süredir federal bürokrasiyi ‘derin devlet’ olarak nitelendiriyor ve bu yapının kendi politikalarını engellediğini savunuyordu. Yeni düzenleme ile birlikte, özellikle ulusal güvenlikle ilgili kritik kurumlardaki üst düzey memurların iş güvencesi ortadan kalkmış oldu. Savunma Bakanlığı’nda yaklaşık 5.000, Dışişleri Bakanlığı’nda 3.000 ve İç Güvenlik Bakanlığı’nda 7.500 olmak üzere toplamda 15.500’den fazla pozisyonun bu kapsama alındığı belirtiliyor.
Karar, federal çalışanların yaklaşık %1’ini etkilemekle birlikte, sembolik olarak büyük bir anlam taşıyor. Muhalifler, bu adımın kamu hizmetini siyasallaştıracağını ve liyakat sistemini çökerteceğini öne sürüyor. Sendikalar ise kararı ‘otoriterleşme’ olarak nitelendirerek mahkemeye gitme hazırlığı yapıyor. Beyaz Saray sözcüsü ise yaptığı açıklamada, düzenlemenin ‘hesap verebilirliği artırmak ve bürokrasideki verimsizliği sona erdirmek’ amacı taşıdığını söyledi.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu karar, sadece ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda uluslararası ilişkileri de etkileme potansiyeli taşıyor. Savunma ve Dışişleri gibi kurumlardaki deneyimli bürokratların görevden alınabilmesi, ABD’nin müttefikleriyle yürüttüğü diplomatik temaslarda ve askeri işbirliklerinde sürekliliği tehdit edebilir. Özellikle NATO ve diğer ittifaklarda ABD’nin taahhütlerine duyulan güven azalabilir. Ayrıca, Trump yönetiminin siyasi sadakati ön plana çıkaran bu hamlesi, küresel çapta demokratik normların aşındığı yönündeki endişeleri pekiştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD’nin Ankara Büyükelçiliği başta olmak üzere Türkiye’deki Amerikan diplomatik misyonlarının işleyişini etkileyebilir. Dışişleri Bakanlığı’ndaki değişiklikler, Türkiye-ABD ilişkilerinin yürütülmesinde kurumsal hafızanın kaybına yol açabilir. Özellikle F-35 ve S-400 krizi gibi hassas konularda müzakere eden bürokratların görevden alınması, diyaloğu sekteye uğratabilir. Ayrıca, Trump’ın bu adımı, Türkiye’nin kamu personel sisteminde siyasi atamaların yaygınlaştığı bir döneme denk gelmesi açısından da dikkat çekicidir. İki ülkedeki benzer eğilimler, bürokratik tarafsızlık konusunda ortak endişeleri gündeme getirebilir.