ABD Başkanı Donald Trump ve müttefikleri, Federal Rezerv'in (Fed) yapısını yeniden şekillendirme çabalarını hızlandırdı. Bu hamle, Yüksek Mahkeme'nin bu hafta Fed Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook'un görevden alınmasını engelleyen bir karara imza atmasının ardından geldi. Mahkeme, Cook'un görev süresi boyunca ancak “neden” gösterilerek görevden alınabileceğine hükmetti. Trump yönetimi ise bu kararı aşmak için Fed'in bağımsızlığını sınırlayacak yeni yasal düzenlemeler üzerinde çalışıyor.
Fed'in Bağımsızlığına Yeni Tehdit
Trump ve ekibi, Fed'in para politikası kararlarına doğrudan müdahale edebilmek için kurumsal yapıyı değiştirmeyi hedefliyor. Beyaz Saray kaynaklarına göre, önümüzdeki günlerde Kongre'ye sunulması planlanan yasa tasarısı, Fed başkanının görev süresini kısaltmayı ve başkanın atadığı üyelerin sayısını artırmayı öngörüyor. Cumhuriyetçi kanattan gelen destekle, tasarının Temsilciler Meclisi'nden geçmesi bekleniyor. Ancak Senato'da Demokratların muhalefetiyle karşılaşması muhtemel.
Yüksek Mahkeme'nin Cook kararı, Trump'ın Federal Bağımsız Kurumları (AIF) doğrudan kontrol etme girişimlerine karşı önemli bir yargısal engel olarak görülüyor. Mahkeme kararında, Fed üyelerinin “bağımsız” statüsünün korunması gerektiği vurgulanırken, başkanın bu üyeleri keyfi olarak görevden alamayacağı belirtildi. Trump ise bu kararı “yargının siyasi müdahalesi” olarak nitelendirerek, Fed'in “ekonomiye zarar verdiğini” iddia etti.
İngiltere'de İşçi Partisi'nde Burnham Endişesi
İngiltere'de Muhalefetteki İşçi Partisi'nde ise farklı bir tartışma yaşanıyor. Parti içi kaynaklar, Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham'ın liderlik yarışında öne çıkmasına rağmen, hükümet deneyiminin yetersiz olduğu endişesini taşıyor. Burnham'ın, 2010'da İşçi Partisi'nin iktidardan düşmesinin ardından sadece yerel yönetim tecrübesine sahip olduğu, ulusal hükümet yönetimi konusunda yeterli donanıma sahip olmadığı eleştirileri yapılıyor. Partinin sol kanadından bazı üyeler, Burnham'ın Başbakan olması durumunda, 2024 seçimlerinde partiyi iktidara taşıyacak stratejiyi uygulayamayacağını savunuyor. Öte yandan Burnham, Margaret Thatcher dönemindeki “güçlü liderlik” modelini örnek alarak, partiyi yeniden yapılandıracağını vaat ediyor.
Ancak siyasi analistler, Burnham'ın 2015, 2016 ve 2020'deki liderlik seçimlerinde yaşadığı başarısızlıkların, onun “seçim kazanan bir lider” imajını zedelediğini belirtiyor. İşçi Partisi içinde, Burnham'ın liderliğe hazır olmadığı yönündeki endişelerin, partinin anketlerdeki desteğini olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor. Özellikle genç seçmenler arasında popüler olan Burnham'ın, partinin geleneksel işçi sınıfı tabanını harekete geçirmede zorlanacağı öngörülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de Fed'in bağımsızlığına yönelik tartışmalar, küresel piyasaların istikrarını doğrudan etkileyebilecek bir sürece işaret ediyor. Merkez bankası bağımsızlığının zayıflaması, dolar kurunda oynaklık yaratabilir. Bu durum, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin sermaye akımları ve enflasyonla mücadelesini zorlaştırabilir. Ayrıca, İngiltere'de İşçi Partisi liderlik yarışındaki belirsizlik, Brexit sonrası dönemde Türkiye-İngiltere ilişkilerinde olası bir siyasi kaymayı gündeme getirebilir. Her iki gelişme de Türkiye'nin dış politika stratejilerinde esneklik ve hazırlıklı olmayı gerektiriyor.