İngiltere’deki İslami finans sektörünün toplam değerinin 6 milyar sterlin seviyesine ulaştığı ve bu sektörün özellikle Körfez ülkelerinden gelen yatırımlar için önemli bir köprü işlevi gördüğü belirtildi. Yeni bir rapora göre, İngiltere’nin İslami finans alanındaki altyapısı ve düzenleyici çerçevesi, küresel ölçekte faaliyet gösteren İslami bankalar ve yatırım firmaları için cazip bir merkez oluşturuyor. Raporda, sektörün büyümesinde sukuk (İslami tahvil) ihraçları ve yeşil finansman ürünlerinin etkili olduğu ifade edildi.
Gelişmenin arka planı
İngiltere, 2000’li yılların başından itibaren İslami finansı desteklemek için çeşitli düzenlemeler hayata geçirdi. Londra, halihazırda dünyanın en büyük İslami finans merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ülkede 20’den fazla İslami banka ve finans kuruluşu faaliyet gösteriyor. Raporda, İngiltere’nin Brexit sonrası ticari ilişkilerini çeşitlendirme çabalarının da İslami finansa olan ilgiyi artırdığı vurgulanıyor. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Katar merkezli yatırımcılar, Londra’daki gayrimenkul ve altyapı projelerine İslami finansman yöntemleriyle yatırım yapıyor.
İslami finans, faiz yasağı ve risk paylaşımı gibi ilkeler üzerine kurulu. Bu nedenle geleneksel bankacılık sisteminden farklı işleyişe sahip. Raporda, özellikle genç ve varlıklı Müslüman nüfusun İslami finans ürünlerine talebinin arttığına dikkat çekiliyor. Sektörün büyümesiyle birlikte, İngiltere’deki İslami finans şirketlerinin sayısının da önümüzdeki yıllarda artması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İngiltere’nin İslami finans alanındaki bu başarısı, Avrupa’da benzer modellerin önünü açabilir. Fransa ve Almanya da İslami finansı teşvik eden düzenlemeler üzerinde çalışıyor. Küresel ölçekte İslami finans sektörünün 2025 yılına kadar 3,8 trilyon dolara ulaşması öngörülüyor. Bu büyümede, sürdürülebilirlik odaklı yeşil sukukların ve dijital finansman çözümlerinin önemli rol oynayacağı belirtiliyor. Ayrıca, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Orta Asya ve Afrika’daki projelerde İslami finansman kullanımı yaygınlaşıyor.
Körfez ülkeleri, İngiltere’deki İslami finans sektörüne olan ilgilerini, özellikle enerji dönüşümü ve teknoloji yatırımlarıyla birleştiriyor. Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 planı ve BAE’nin ekonomik çeşitlendirme stratejileri, Londra’yı bir finansal ortak olarak konumlandırıyor. Raporda, bu ortaklığın karşılıklı ticaret hacmini de artırdığı ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İslami finans alanında katılım bankacılığı modeliyle önemli bir potansiyele sahip. İngiltere’nin bu alandaki başarısı, Türkiye için de dersler barındırıyor. Özellikle düzenleyici çerçevenin güçlendirilmesi ve uluslararası standartlarla uyum, Türk katılım bankalarının Körfez sermayesini çekmesini kolaylaştırabilir. Türkiye’nin İslami finans alanında daha fazla ürün çeşitliliği sunması ve Londra benzeri bir merkez haline gelmesi, hem ekonomik büyümeye katkı sağlayabilir hem de dış ticaret açığını kapatmada yardımcı olabilir. Ancak mevcut politik ve ekonomik istikrarsızlık, yatırımcı güvenini olumsuz etkileyebilir.