ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Suudi Arabistan'a F-35 savaş uçakları satma ve bölgedeki askeri operasyonların sorumluluğunu Riyad'a devretme planı, petrol fiyatlarının yükseldiği bir dönemde Ortadoğu'daki güç dengelerini yeniden şekillendiriyor. Newsweek'e konuşan eski bir Suudi diplomat, "Washington, sahadaki sorumluluğu tamamen kilit bölgesel ortağına devretmeyi amaçladı" dedi. Bu hamle, ABD'nin bölgeden çekilme sinyali olarak yorumlanırken, Suudi Arabistan'ın askeri kapasitesini artırma ve İran'a karşı denge kurma çabası olarak öne çıkıyor.
F-35 Satışı ve Askeri Devir Planının Arka Planı
Trump yönetiminin Suudi Arabistan'a F-35 satışı, aslında yıllardır tartışılan bir konu. 2020'de İsrail ile imzalanan Abraham Anlaşmaları sonrasında Suudi Arabistan'ın da benzer bir normalleşme sürecine girmesi ve karşılığında gelişmiş ABD silahlarına erişim talep etmesi gündeme gelmişti. Ancak bu kez durum farklı: Washington, sadece silah satışı değil, aynı zamanda Yemen, Suriye ve Irak'taki askeri operasyonların yürütülmesi sorumluluğunu da Suudi Arabistan'a bırakmayı planlıyor. Eski Suudi diplomatın ifadesine göre, ABD askeri danışmanları ve istihbarat desteği sınırlı düzeyde kalacak, sahada aktif rol almayacak.
Bu strateji, Trump'ın "Amerika Birinci" politikasının bir uzantısı olarak görülüyor. ABD, uzun süredir Ortadoğu'daki askeri varlığını azaltmak istiyor. Ancak bu çekilme, bölgede bir güç boşluğu yaratabilir. Suudi Arabistan, F-35'lerle hava üstünlüğünü sağlasa da, karmaşık operasyonları yönetme konusunda yeterli deneyime sahip değil. Ayrıca, bu satışın İsrail'in niteliksel askeri üstünlük doktrinini zedeleme riski var. Kongre'de her iki partiden de tepkiler yükseliyor; İsrail yanlısı gruplar, Suudi Arabistan'a F-35 verilmesinin bölgesel istikrarı bozacağını savunuyor.
Petrol fiyatlarındaki artış ise bu denklemin ekonomik boyutunu oluşturuyor. Brent petrol varil başına 90 doların üzerine çıktı. Suudi Arabistan'ın askeri harcamalarını artırması, petrol gelirlerine olan bağımlılığı daha da artırabilir. Ancak Riyad, aynı zamanda Vizyon 2030 kapsamında ekonomik çeşitlendirme hedefliyor. Askeri devralma, bu hedeflerle çelişebilir. ABD'nin silah satışından elde edeceği gelir ise milyarlarca doları bulacak; Lockheed Martin gibi savunma devleri bu anlaşmadan büyük pay alacak.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Ortadoğu'da yeni bir Soğuk Savaş'ın habercisi olabilir. İran, Suudi Arabistan'ın F-35 almasını kendi güvenliğine tehdit olarak görüyor ve nükleer programını hızlandırma sinyali veriyor. Rusya ve Çin de bölgede nüfuzlarını artırma peşinde. Çin, Suudi Arabistan ile enerji ve teknoloji anlaşmaları yaparken, Rusya Suriye'deki üslerini koruyor. ABD'nin çekilmesi, bu iki aktörün daha fazla söz sahibi olmasına yol açabilir.
Avrupa için ise bu durum enerji güvenliği açısından endişe verici. Petrol fiyatlarındaki artış, Avrupa'da enflasyonu körükleyebilir. NATO içinde de görüş ayrılıkları var: Türkiye gibi üyeler, Suudi Arabistan'a verilecek F-35'lerin bölgesel dengeyi bozacağını ve kendi güvenliklerini olumsuz etkileyeceğini düşünüyor. Ayrıca, ABD'nin Suudi Arabistan'a sağlayacağı istihbarat desteği, insan hakları ihlalleri nedeniyle eleştirilen Riyad yönetimini daha da güçlendirebilir.
Trump'ın bu hamlesi, aynı zamanda 2024 seçimleri sonrası ABD dış politikasının yönünü gösteriyor. Yönetim, askeri müdahalelerden kaçınarak ekonomik ve teknolojik rekabete odaklanmayı planlıyor. Ancak bu, müttefikler arasında güven krizine yol açabilir. Suudi Arabistan'ın F-35'leri ne zaman teslim alacağı belirsiz; Kongre onayı süreci uzayabilir. Bu arada, Yemen'deki savaş ve insani kriz devam ediyor. Suudi Arabistan'ın askeri sorumluluğu devralması, Yemen'deki çatışmaları daha da alevlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suudi Arabistan'ın F-35 almasına ve bölgede askeri olarak güçlenmesine temkinli yaklaşıyor. Türkiye'nin F-35 programından çıkarılması ve kendi KAAN projesini hızlandırması, bu gelişmeyle daha da anlam kazanıyor. Suudi Arabistan'ın hava üstünlüğü kazanması, Türkiye'nin bölgesel denge politikasını zorlayabilir. Ayrıca, petrol fiyatlarındaki artış Türkiye'nin enerji ithalat faturasını yükselterek cari açığı olumsuz etkiler. Türkiye, bu süreçte hem kendi savunma sanayisini güçlendirmeli hem de Suudi Arabistan ile ilişkilerini dengeleyerek bölgesel istikrarı korumaya çalışmalı.