Trump yönetimi, Biden döneminde Çevre Koruma Ajansı (EPA) tarafından hazırlanan ve "sonsuz kimyasallar" (PFAS) ile kirlenmiş çiftliklerin insan sağlığına yönelik kanser dahil ciddi risklerini ortaya koyan çığır açıcı bir rapordan uzaklaşıyor. EPA bu hafta, Biden yönetiminin yayımladığı taslak raporu eleştiren bir kılavuz belge yayımladı ve bu durum çevre ve sağlık örgütlerinin tepkisini çekti.
Biden Raporu ve Trump'ın Farklı Yaklaşımı
Biden yönetimi döneminde hazırlanan söz konusu rapor, PFAS kimyasallarının tarım arazileri ve su kaynakları yoluyla insanlara bulaşmasının yüksek kanser riski, bağışıklık sistemi bozuklukları ve hormonal dengesizlikler gibi sağlık sorunlarına yol açtığını bilimsel verilerle ortaya koyuyordu. Raporda özellikle endüstriyel atıkların gübre olarak kullanıldığı çiftliklerde bu kimyasalların yoğunlaştığı belirtiliyordu. Trump EPA'sı ise yeni kılavuzunda, Biden raporunun metodolojisini sorgulayarak, daha az kısıtlayıcı düzenlemelerin yeterli olacağını savunuyor. Uzmanlar, bu tutum değişikliğinin PFAS'ın çevre ve insan sağlığı üzerindeki etkilerine dair bilimsel fikir birliğini görmezden geldiğini ifade ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki bu politika değişikliği, dünya genelinde PFAS kimyasallarının düzenlenmesine yönelik tartışmaları da etkileyebilir. Avrupa Birliği ve Kanada gibi ülkeler, PFAS'ın kullanımını sınırlandıran katı düzenlemeler getirirken, ABD'nin bu alanda attığı adımlar küresel ölçekte belirleyici oluyor. Trump yönetiminin daha yumuşak düzenleme yaklaşımı, özellikle tarım ve kimya sektörlerindeki büyük şirketlerin çıkarlarıyla uyumlu görülüyor. Ancak çevre örgütleri, bu tür kimyasalların yeraltı sularına karışarak kıtalararası etkiler yaratabileceği uyarısında bulunuyor. PFAS'ın doğada çözünmemesi ve besin zincirine girerek biyobirikime yol açması, konuyu sadece ulusal değil küresel bir sağlık sorunu haline getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu politika değişikliği, Türkiye'nin PFAS ve benzeri kimyasallara yönelik düzenlemelerini doğrudan etkilemese de, uluslararası standartların belirlenmesinde önemli bir referans noktası oluşturuyor. Türkiye'de de endüstriyel atıkların tarım arazilerinde kullanımı ve su kaynaklarının kirliliği gündemdedir. ABD'nin bilimsel verileri göz ardı ederek düzenlemeleri gevşetmesi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde çevre standartlarının düşürülmesi için bir emsal teşkil edebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin kendi çevre ve sağlık politikalarını oluştururken ABD'nin değil, AB ve diğer gelişmiş ülkelerin daha katı standartlarını referans alması kritik önem taşıyor.