ABD Başkanı Donald Trump, ekonomiyi düzeltme vaadiyle 2024 seçimlerini kazanmıştı. Ancak aradan geçen sürede ekonomik tablo, Trump'ın aleyhine döndü. 2026 ara seçimleri yaklaşırken, seçmenlerin en büyük önceliği ekonomi ve Başkan Trump'ın bu konudaki performansı. Anketler, Trump'ın ekonomik yönetimine duyulan güvenin azaldığını ve bunun Cumhuriyetçiler için ciddi bir risk oluşturduğunu gösteriyor.
Ekonomik Vaatler ve Gerçekleşen Tablo
Trump, seçim kampanyasında enflasyonu düşüreceğini, vergileri indireceğini ve Amerikan işlerini geri getireceğini vaat etmişti. Göreve geldikten sonra ise geniş kapsamlı tarifeler uygulamaya koydu, göçmen politikalarını sıkılaştırdı ve federal harcamalarda kesintiye gitti. Ancak bu politikalar, beklenenin aksine, enflasyonu düşürmek yerine bazı sektörlerde fiyat artışlarına neden oldu. Tarifeler, ithal malların maliyetini yükselterek tüketici fiyatlarını olumsuz etkiledi. Özellikle otomobil, elektronik ve gıda fiyatlarında gözle görülür artışlar yaşandı.
Öte yandan, işsizlik oranı düşük seviyelerde seyretse de, istihdam artışı yavaşladı. Ücretler enflasyon karşısında erimeye devam ediyor. Federal Rezerv'in faiz politikaları da Trump'ın baskılarına rağmen temkinli bir seyir izliyor. Ekonomistler, tarifelerin uzun vadede büyümeyi olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
Ara Seçimlerde Ekonomi Belirleyici Olacak
Ara seçimlerde seçmenlerin sandığa gitmesinde ekonominin belirleyici rol oynayacağı kesin. Son anketler, halkın yüzde 60'ının ülkenin ekonomik gidişatından memnun olmadığını ortaya koyuyor. Bu oran, Trump'ın göreve geldiğinden bu yana en yüksek seviyede. Cumhuriyetçi stratejistler, özellikle salıncak eyaletlerde bu durumun partilerine zarar verebileceği endişesini taşıyor. Demokratlar ise ekonomik vaatlerini ön plana çıkararak, orta sınıfın yaşadığı sıkıntıları dile getiriyor.
Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçi çoğunluk, ekonomik politikaların sorumluluğunu üzerinde taşıyor. Senato'da ise dengeler daha karmaşık. Başkan Trump, ekonomik başarısızlığın faturasını Demokratlara kesmeye çalışsa da, seçmen nezdinde bu argümanın karşılık bulmadığı görülüyor. Zira Başkan, hem Beyaz Saray hem de Kongre'nin bir kanadını kontrol ediyor ve ekonomik kararların çoğunu doğrudan etkiliyor.
Küresel Boyut ve Ticaret Savaşları
Trump'ın tarife politikaları sadece ABD içinde değil, küresel ticarette de dalgalanmalara yol açtı. Çin, Avrupa Birliği ve diğer ticaret ortakları, ABD'ye karşı misilleme tarifeleri uyguladı. Bu durum, küresel tedarik zincirlerinde bozulmalara ve bazı ürünlerde arz sıkıntılarına neden oldu. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası, ticaret savaşlarının dünya ekonomisini yavaşlatabileceği uyarısında bulundu. ABD'nin ticaret açığı ise beklentilerin aksine azalmadı; aksine, bazı aylarda rekor seviyelere ulaştı.
Öte yandan, Trump yönetimi, ekonomik baskı aracı olarak yaptırımları da sıkça kullanıyor. İran, Rusya ve Venezuela'ya yönelik yaptırımlar, küresel enerji fiyatlarını etkiliyor. Petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar, ABD'de benzin fiyatlarını yükselterek enflasyonu körüklüyor. Bu da seçmenin günlük hayatını doğrudan etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki ekonomik gelişmeler ve ara seçim sonuçları, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Trump'ın tarife politikaları ve ticaret savaşları, küresel ticaret hacmini daraltarak Türkiye'nin ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD'deki siyasi dengelerin değişmesi, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Özellikle savunma sanayi iş birlikleri, F-16 modernizasyonu ve Suriye politikası gibi konularda Kongre'nin tutumu belirleyici olacak. Ekonomik belirsizlik ortamı, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışını da etkileyerek Türkiye'nin finansal istikrarını dolaylı yoldan etkileyebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin ABD'deki seçim sonuçlarını ve ekonomik politikaları dikkatle izlemesi gerekiyor.