ABD’de Demokratlar ve üreme hakları savunucuları, Maine Senatörü Susan Collins’in Yüksek Mahkeme Yargıcı Brett Kavanaugh’un atanmasına verdiği onay oyunu, 2026 ara seçimlerinde onu koltuğundan etme kampanyasının temel taşı haline getirdi. Gruplar, Collins’in bu oyunun Yüksek Mahkeme’nin Roe v. Wade kararını bozmasının yolunu açtığını öne sürüyor.
Kampanyanın Merkezinde Kavanaugh Oyu
Maine Demokrat Senato adayı, Cuma günü yaptığı açıklamada Collins’i hedef alarak, seçmenlere “Susan Collins, Kavanaugh’a evet diyerek üreme özgürlüğünü elinden aldı” mesajını verdi. Üreme hakları grupları da aynı argümanı yineliyor: Collins, 2018’de Kavanaugh’un onaylanmasına destek vererek, muhafazakâr çoğunluğun oluşmasına katkı sağladı ve bu çoğunluk 2022’de Roe’yu bozdu.
Collins’in oyu, Maine’deki seçim kampanyasının odak noktası haline gelmiş durumda. Demokrat aday, Collins’in “seçmen iradesine saygı duymadığını” savunurken, üreme hakları örgütleri de kapı kapı dolaşarak seçmenlere Collins’in oyunu hatırlatıyor. Anketler, Maine’de üreme haklarının seçmenler için önemli bir konu olduğunu gösteriyor.
Roe v. Wade’in Bozulması ve Siyasi Yansımaları
2022’de Yüksek Mahkeme, Dobbs v. Jackson kararıyla Roe v. Wade’i bozarak kürtaj hakkını eyaletlere bıraktı. Bu karar, ABD genelinde büyük yankı uyandırdı ve Demokratlar için önemli bir seçim malzemesi oldu. Collins, Kavanaugh’un Roe’yu bozmayacağına dair güvence aldığını söylemişti; ancak karar sonrası bu güvencenin gerçekleşmediği görüldü. Collins, kararı “tutarsız” bulduğunu belirtse de, muhalifleri onun oyunun bu sonucu getirdiğini savunuyor.
Demokratlar, 2024 seçimlerinde üreme hakları konusunu öne çıkararak bazı eyaletlerde başarı elde etti. Şimdi aynı stratejiyi Maine’de Collins’e karşı kullanıyorlar. Collins’in kampanyası ise, onun bağımsız duruşunu ve eyalete yaptığı hizmetleri vurgulayarak karşılık veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki bu iç siyasi gelişme, doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmese de, ABD’nin iç politikasındaki kutuplaşma ve seçim dinamikleri, Türkiye-ABD ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Kongre’deki dengeler, özellikle savunma iş birlikleri ve yaptırımlar konusunda belirleyici olabilir. Ayrıca, ABD’nin kürtaj politikasındaki değişim, küresel kadın hakları tartışmalarını etkileyerek Türkiye’deki benzer tartışmalara da yansıyabilir. Ancak kısa vadede bu haberin Türk dış politikasına doğrudan bir etkisi beklenmiyor.