ABD Başkanı Donald Trump'ın ekibi, Orta Afrika'da yeniden alevlenen Ebola salgını nedeniyle Dünya Kupası'nı izlemek için seyahat eden futbol taraftarlarının virüsü Kuzey Amerika'ya taşıyabileceği endişesiyle Avrupa ülkelerine sert bir uyarıda bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı, Avrupalı müttefiklerine Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) mevcut yaklaşımını terk etmeleri ve daha sıkı seyahat kısıtlamaları uygulamaları çağrısı yaptı. Washington yönetimi, özellikle büyük uluslararası etkinlikler sırasında virüsün yayılma riskine karşı 'sıfır tolerans' politikası izlenmesi gerektiğini savunuyor.
Arka Plan: Orta Afrika'daki Salgın ve Küresel Kaygılar
Ebola virüsü, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve komşu ülkelerde son haftalarda yeniden canlandı. DSÖ verilerine göre geçtiğimiz ay boyunca 40'tan fazla yeni vaka tespit edilirken, ölüm oranı yüzde 60'ı aştı. Salgının merkez üssü, Uganda sınırına yakın bölgelerde yoğunlaşmış durumda. Uzmanlar, mevcut sağlık altyapısının yetersizliği ve aşı kampanyalarındaki aksaklıklar nedeniyle virüsün sınır ötesi yayılma potansiyelinin yüksek olduğunu belirtiyor.
Trump yönetimi, 2014-2016 Batı Afrika salgınındaki geç müdahale hatalarını tekrarlamak istemiyor. O dönemde ABD'ye giren az sayıdaki vaka büyük paniğe yol açmış, Başkan Barack Obama yönetimi yoğun eleştirilere maruz kalmıştı. Beyaz Saray yetkilileri, şimdi proaktif bir yaklaşımla virüsün Kuzey Amerika'ya ulaşmasını engellemeyi hedefliyor. Bu kapsamda Avrupa ülkelerine yapılan çağrı, önleyici tedbirlerin bir parçası olarak görülüyor.
Dünya Kupası'nın ev sahibi ülkeler arasında Avrupa'dan birçok takımın yer alması (İngiltere, Fransa, Almanya, İspanya, İtalya vb.) endişeleri artırıyor. Milyonlarca taraftarın kıtalar arası seyahat edeceği bu dönemde, virüsün taşıyıcıları fark etmeden sınırları geçebileceği uyarısı yapılıyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), havaalanı termal taramalarının yeterli olmadığını, çünkü kuluçka döneminde ateş gibi semptomların görülmeyebileceğini vurguluyor.
Küresel Boyut: DSÖ ve Avrupa Arasında Gerilim
ABD'nin çağrısı, DSÖ'nün pandemi anlaşması ve acil durum protokolleri konusunda uluslararası toplumda süregelen tartışmaları alevlendirdi. Trump yönetimi daha önce de DSÖ'nün Çin'in COVID-19 verilerini gizlediği iddiasıyla örgütten çekilmişti. Şimdi Ebola salgınında da benzer bir güvensizlik söz konusu. Beyaz Saray, DSÖ'nün 'yetersiz kaldığını' ve üye ülkelerin kendi önlemlerini alması gerektiğini savunuyor.
Avrupa ülkeleri ise bu yaklaşıma temkinli yaklaşıyor. Almanya ve Fransa, sınırlarını kapatmanın ekonomik ve sosyal maliyetine dikkat çekerken, İngiltere daha katı tarama önlemlerine sıcak bakıyor. Avrupa Komisyonu, 'koordineli bir yanıt' çağrısı yaparak ABD'nin tek taraflı adımlarının paniği artırabileceği uyarısında bulundu. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, 'Aşırı kısıtlamaların salgınla mücadelede tam tersi etki yaratabileceğini' belirterek, bilimsel verilere dayalı önlemler çağrısını yineledi.
Salgının yayılma riski özellikle büyük kitle etkinliklerinde artıyor. Dünya Kupası boyunca stadyumlar, toplu taşıma araçları ve oteller potansiyel bulaşma noktaları olarak görülüyor. ABD'li yetkililer, Avrupa'ya gelen tüm Afrika uçuşlarındaki yolculara sağlık bildirimi zorunluluğu getirilmesini ve olası vakaların karantina altına alınmasını öneriyor. Ayrıca, Ebola aşısının (rVSV-ZEBOV) yeterli stokunun yapılması ve riskli bölgelere seyahat edenlere aşı zorunluluğu da gündemde.
Uzmanlar, bu tür kısıtlamaların uluslararası seyahat ve ticareti olumsuz etkileyebileceği uyarısını yapıyor. Dünya Bankası, 2014 salgınının Batı Afrika'ya 2 milyar doların üzerinde ekonomik kayba yol açtığını hesaplamıştı. Şimdi ise salgının küresel boyuta taşınması halinde kayıpların katlanarak artabileceği düşünülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem Avrupa ile yakın ticari ve turistik bağları hem de Afrika kıtasındaki artan diplomatik ve ekonomik nüfuzu nedeniyle bu gelişmeyi yakından izlemelidir. Dünya Kupası'na gidecek Türk taraftarların olası riskler konusunda bilgilendirilmesi, Sağlık Bakanlığı'nın acil durum planlarını güncellemesi önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika'da yürüttüğü sağlık altyapısı projeleri (örneğin, Somali ve Sudan'daki hastaneler) salgınla mücadelede kilit rol oynayabilir. DSÖ ile işbirliği içinde hareket eden Ankara'nın, ABD'nin tek taraflı çağrılarına karşı dengeli bir pozisyon alması beklenir. Küresel salgın riski, Türkiye'nin sınır güvenliği ve halk sağlığı politikalarında yeni tedbirleri gündeme getirebilir.