ABD Başkanı Donald Trump, federal düzenlemeleri azaltma kampanyasına hız kesmeden devam ediyor. Beyaz Saray'ın açıkladığı yeni verilere göre, Trump yönetimi halihazırda 752 kural veya düzenlemenin yürürlükten kaldırılmasını tamamlarken, önümüzdeki dönemde 702 yeni kuralın daha iptal edilmesi planlanıyor. Bu hamle, Trump'ın seçim vaadi olan "her yeni düzenleme için ikisini kaldırma" politikasının bir uzantısı olarak görülüyor. Ancak çevre örgütleri ve tüketici hakları savunucuları, bu adımların kamu sağlığı ve çevre koruma standartlarını zayıflatacağı uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi, 2025 mali yılı başından bu yana (1 Ekim 2024) 752 düzenleme iptalini tamamlayarak, iş dünyası üzerindeki bürokratik yükü azaltmayı hedefliyor. Beyaz Saray İdari ve Bütçe Ofisi (OMB) verilerine göre, bu iptaller özellikle Çevre Koruma Ajansı (EPA), Enerji Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı gibi kurumların yayımladığı yönetmelikleri kapsıyor. Yeni aşamada ise 702 kuralın daha hedef alınması planlanıyor. Bu kapsamda, enerji sektörü, otomotiv emisyon standartları, iş güvenliği ve gıda düzenlemeleri gibi alanlarda değişiklikler bekleniyor. Trump, bu adımların Amerikan ekonomisini canlandıracağını ve istihdam yaratacağını savunuyor. Ancak eleştirmenler, 2008 mali krizinden alınan derslerin unutulduğunu ve gevşek düzenlemelerin yeni krizlere yol açabileceğini belirtiyor.
Özellikle çevre düzenlemelerindeki gevşeme, iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını baltalıyor. Eski Başkan Joe Biden döneminde yürürlüğe giren karbon emisyonu sınırlamaları ve temiz enerji teşvikleri, Trump yönetiminin ilk hedefleri arasında yer alıyor. Beyaz Saray, her bir iptal edilen düzenlemenin işletmelere milyarlarca dolar tasarruf sağladığını iddia ediyor. Örneğin, EPA'nın su kalitesi yönetmeliklerindeki değişikliklerin tarım sektörüne yılda 1 milyar doların üzerinde maliyet avantajı getireceği hesaplanıyor.
Ancak bu tasarrufların bedeli, uzmanlara göre çevre kirliliği ve halk sağlığı sorunları olarak geri dönebilir. Harvard Halk Sağlığı Okulu'ndan Dr. Emily Smith, "Düzenlemelerin geri çekilmesi, özellikle düşük gelirli topluluklarda hava ve su kalitesinin bozulmasına neden olabilir. Bu, uzun vadede sağlık harcamalarını artırarak ekonomik faydayı ortadan kaldırabilir" diyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın düzenleme karşıtı politikaları, yalnızca ABD iç pazarını değil, küresel ticaret ve çevre standartlarını da etkiliyor. ABD, dünyanın en büyük ekonomisi olarak birçok sektörde standart belirleyici konumunda. Örneğin, otomotiv emisyon standartlarının gevşetilmesi, Avrupa Birliği ve Japonya gibi diğer büyük otomobil üreticileri üzerinde baskı yaratabilir. Zaten ABD ile AB arasında emisyon düzenlemeleri konusunda süregelen bir ticari gerilim bulunuyor. Trump yönetiminin bu adımı, transatlantik ilişkilerde yeni bir gerginlik kaynağı olabilir.
Öte yandan, Asya-Pasifik bölgesinde Çin, düzenleme gevşemesini kendi lehine kullanmaya çalışabilir. Çin, son yıllarda çevre standartlarını yükseltirken, ABD'nin geri adım atması, küresel iklim hedefleri açısından endişe verici. Paris İklim Anlaşması'ndan ikinci kez çekilme sinyali veren Trump, bu politikayla uluslararası toplumdan tepki çekiyor. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) yetkilileri, ABD'nin liderlik rolünü terk etmesinin küresel çabaları zayıflattığını vurguluyor.
Enerji piyasalarında da yansımalar görülüyor. Trump'ın fosil yakıt üretimini teşvik eden düzenlemeleri, petrol ve doğalgaz fiyatlarını aşağı çekebilir. Ancak bu durum, yenilenebilir enerji yatırımlarını olumsuz etkileyerek enerji dönüşümünü yavaşlatabilir. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), ABD'nin düzenleme gevşemesinin küresel karbon emisyonlarını 2030'a kadar %5-7 oranında artırabileceğini tahmin ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın düzenleme karşıtı politikaları, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de küresel ekonomik ve çevresel dengeler üzerinden dolaylı sonuçlar doğurabilir. ABD'nin çevre standartlarını gevşetmesi, Türkiye'nin ihraç ettiği ürünlerde rekabet avantajı yaratabilir; zira ABD'li üreticiler daha düşük maliyetlerle üretim yapacaktır. Öte yandan, Türkiye'nin AB ile yürüttüğü Gümrük Birliği müzakerelerinde çevre ve iş güvenliği standartlarının uyumu önemli bir başlık. ABD'nin geri adım atması, AB'nin standartlarını yükseltme çabalarını zora sokabilir. Ayrıca, küresel enerji piyasalarında petrol fiyatlarının düşmesi, enerji ithalatçısı Türkiye için kısa vadede olumlu olsa da uzun vadede yenilenebilir enerji yatırımlarını teşvik etmeyi zorlaştırabilir. Türkiye, bu gelişmeyi kendi ticaret ve enerji stratejilerini gözden geçirmek için bir fırsat olarak değerlendirmelidir.