WASHINGTON — Reuters tarafından yapılan bir analize göre, Donald Trump’ın başkanlığı döneminde ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) birimine bağlı gözaltı merkezlerindeki ölüm oranı, önceki döneme kıyasla iki katından fazla arttı. Analiz, 2017-2021 yılları arasında en az 186 göçmenin gözaltında hayatını kaybettiğini ortaya koydu. Bu sayı, Barack Obama’nın son dönemindekine göre belirgin bir artışı işaret ediyor. Ölümlerin başlıca nedenleri arasında kalp krizi, kanser, intihar ve tedavi edilmeyen kronik hastalıklar yer alıyor. Özellikle dikkat çeken bir vaka, Indiana’daki eski bir maksimum güvenlikli hapishane olan “Speedway Slammer”da meydana geldi: Kalp-damar rahatsızlığı olan Vietnamlı bir adam, yeterli tıbbi müdahale alamadan hayatını kaybetti.
Gözaltı merkezlerindeki koşullar ve ölümlerin arka planı
Reuters’ın ICE kayıtlarına dayandırdığı analiz, gözaltı merkezlerindeki ölümlerin sadece sayıca değil, oransal olarak da arttığını gösteriyor. Trump döneminde her 100.000 gözaltı başına düşen ölüm sayısı, Obama döneminin son iki yılına göre yüzde 100’den fazla yükseldi. Ölümlerin yarısından fazlası, tıbbi bakımın sınırlı olduğu veya hiç olmadığı özel sektör tarafından işletilen tesislerde gerçekleşti. Örneğin, Pennsylvania’daki bir merkezde Çinli bir adam, akciğer kanseri teşhisi konulmasına rağmen haftalarca tedavi göremeden öldü. Aileler ve insan hakları örgütleri, ICE’ın ölümleri sistematik olarak gizlediğini ve adli tıp süreçlerini engellediğini iddia ediyor. ICE ise tüm ölümlerin soruşturulduğunu ve gerekli tıbbi hizmetlerin sağlandığını savunuyor. Ancak Reuters, birçok vakada otopsi raporlarının kamuoyuyla paylaşılmadığını veya gecikmeli olarak açıklandığını tespit etti.
Küresel göçmen hakları ve ABD’nin uluslararası itibarı
Bu durum, ABD’nin uluslararası alanda göçmen hakları konusundaki itibarını zedeliyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi kuruluşlar, gözaltı koşullarının iyileştirilmesi çağrısında bulunuyor. Trump yönetiminin “sıfır tolerans” politikası, ailelerin ayrıştırılması ve çocukların kafeslerde tutulması gibi uygulamalarla insanlık dışı olarak nitelendirilmişti. Analizdeki ölüm oranları, bu politikanın bir uzantısı olarak görülüyor. Biden yönetimi, gözaltı merkezlerini kapatma ve alternatif denetim yöntemleri geliştirme sözü vermiş olsa da, ölümlerin azaltılması için somut adımların atılmadığı eleştiriliyor. Uzmanlar, ICE bütçesinin artırılması yerine, toplum temelli programlara yatırım yapılması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin ABD ile olan ilişkilerinde doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel göçmen hakları bağlamında önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, Suriyeli mülteciler başta olmak üzere büyük bir göçmen nüfusuna ev sahipliği yapıyor ve uluslararası toplumun göçmen muamelesine ilişkin standartlarını yakından takip ediyor. ABD’de yaşanan bu insan hakları ihlalleri, Türkiye’nin kendi sınırları içindeki göçmen politikalarını savunurken elini güçlendirebilir; ancak aynı zamanda Türkiye’nin de benzer eleştirilere maruz kalmaması için gözaltı koşullarını iyileştirmesi gerektiğini hatırlatıyor. Bölgesel olarak, ABD’nin bu tür uygulamaları, Avrupa Birliği’nin göçmen politikalarına yansıyabilir ve Türkiye-AB geri kabul anlaşmalarını etkileyebilir.