ABD'de çalışmayan ve iş aramayan vatandaş sayısı, Donald Trump'ın başkanlık döneminde tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. St. Louis Federal Rezerv Bankası verilerine göre, Mayıs 2020 itibarıyla 105,8 milyon Amerikalı ne bir işte çalışıyor ne de iş arıyor. Bu rakam, ülkenin işgücüne katılım oranının %61,5'e gerilediğini gösteriyor ve 1970'lerden bu yana en düşük seviyelerden birini işaret ediyor. Pandemi öncesinde dahi işgücü dışındaki nüfus hızla artıyordu; 2019 Ocak'ta 95,8 milyon olan sayı, Trump'ın ilk yılında 94,4 milyonken sonunda 105,8 milyona fırladı. Bu durum, ekonomik büyüme söylemlerinin aksine geniş bir kesimin ekonomiden koptuğunu ortaya koyuyor.
Rekor artışın arkasındaki nedenler
St. Louis Fed'in 'Emek Piyasası Durumu' raporuna göre, 105,8 milyon kişi 'işgücü dışında' kabul ediliyor. Bu grup, öğrenciler, emekliler, ev hanımları, engelliler ve uzun süreli işsizlik nedeniyle iş aramaktan vazgeçenlerden oluşuyor. Özellikle 55 yaş üstü nüfusun erken emekliliği ve gençler arasında işgücüne katılımdaki düşüş dikkat çekiyor. Pandemi sürecinde hizmet sektöründeki çöküş, milyonlarca kişiyi işgücünden çıkmaya zorladı. Trump yönetiminin vergi indirimleri ve kuralsızlaştırma politikaları kısa vadeli istihdam yaratmış olsa da, uzun vadede işgücüne katılımı artıramadı. Ekonomistler, bu trendin yapısal olduğunu ve otomasyon, ticaret savaşları ile göç politikalarındaki belirsizliklerle derinleştiğini belirtiyor. Ayrıca, iş aramayanların resmi işsizlik oranına yansımaması, mevcut %13,3'lük oranın gerçek işsizliği gizlediği anlamına geliyor.
Ekonomik ve siyasi yansımalar
Bu veriler, Trump'ın seçim kampanyasında övündüğü 'en düşük işsizlik' söylemiyle çelişiyor. Başkan, pandemi öncesi %3,5 işsizlik oranını rekor olarak sunarken, işgücü dışındaki 100 milyondan fazla kişi bu tabloyu gölgeliyor. Uzmanlar, işgücüne katılımın düşük olmasının uzun vadede vergi gelirlerini azaltacağı ve sosyal güvenlik sistemine baskı yapacağı uyarısında bulunuyor. Ayrıca, bu durum başkanlık seçimlerinde kritik bir faktör olabilir; özellikle Ortabatı eyaletlerinde işsizlik ve işgücü dışı kalma oranları yüksek. Rakip Demokrat aday Joe Biden, bu verileri kullanarak Trump'ın ekonomi politikalarını eleştiriyor. Küresel ölçekte ise ABD'nin işgücü sorunu, dünyanın en büyük ekonomisinin toparlanma hızını etkileyebilir ve küresel ticareti dolaylı yoldan etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de işgücü dışındaki nüfusun rekor kırması, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da küresel ekonomik yavaşlama riskini artırıyor. Türkiye'nin ihracat pazarlarından biri olan ABD'de talep daralması, Türk ihracatçıları olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD Merkez Bankası'nın genişlemeci politikalarının devamı, Türk lirası üzerinde baskı yaratabilir. Türkiye'de de işgücüne katılım oranı düşük seyrediyor; bu veri, benzer yapısal sorunlarla mücadele eden Türkiye için bir uyarı niteliği taşıyor. Özellikle genç işsizlik ve kadınların işgücüne katılımı konusunda Türkiye'nin de reform yapması gerektiğini gösteriyor.