ABD yönetimi, 1996 yılında kurulan ancak bugüne kadar hiç kullanılmayan Yabancı Terörist Sınır Dışı Mahkemesi (Alien Terrorist Removal Court) aracılığıyla ilk kez bir kişiyi sınır dışı etti. Afganistan vatandaşı Nazira Haji Zada, mahkeme kararıyla ülkeden çıkarıldı. Bu gelişme, ABD'nin göçmenlik ve terörle mücadele politikalarında yeni ve tartışmalı bir dönemin kapısını aralıyor.
Yıllardır bekleyen yasal bir araç ilk kez devrede
Yabancı Terörist Sınır Dışı Mahkemesi, 1996 yılında Kongre tarafından kabul edilen bir yasayla oluşturuldu. Amaç, terör faaliyetlerine karıştığı düşünülen yabancı uyrukluların, gizli bilgilerin açıklanmasını gerektirmeden hızlı bir şekilde sınır dışı edilmesini sağlamaktı. Ancak mahkeme, kuruluşundan bu yana hiçbir davaya bakmadı. Uzmanlar, bunun nedenini, delillerin gizliliği ile sanık hakları arasındaki hassas dengeye ve bürokratik engellere bağlıyor.
Nazira Haji Zada'nın davası, bu mahkemenin ilk kez işletilmesi açısından emsal teşkil ediyor. Zada'nın hangi terör örgütüyle bağlantılı olduğu veya hangi eylemler nedeniyle sınır dışı edildiği kamuoyuna açıklanmadı. Mahkeme süreci gizli yürütüldüğü için, savunma tarafının delillere erişimi kısıtlı olabiliyor. Bu durum, insan hakları örgütlerinin uzun süredir dile getirdiği adil yargılanma endişelerini yeniden gündeme getirdi.
ABD Adalet Bakanlığı yetkilileri, kararın "ulusal güvenlik" gerekçesiyle alındığını belirtmekle yetindi. Göçmenlik avukatları ise, mahkemenin kullanılmasının, idari sınır dışı işlemlerine kıyasla daha az şeffaf olduğunu ve yargı denetiminden kaçmak için bir araç haline gelebileceğini savunuyor.
Küresel göç ve güvenlik dengesinde yeni bir safha
Bu dava, yalnızca ABD iç hukuku açısından değil, küresel göç rejimi ve terörle mücadele pratikleri bakımından da dikkat çekici. Son yıllarda birçok ülke, terör bağlantılı olduğu iddia edilen yabancıları sınır dışı etmek için idari yolları tercih ediyordu. ABD'nin özel bir mahkeme kurarak bu yola başvurması, diğer ülkelere de benzer mekanizmalar oluşturma konusunda örnek olabilir. Ancak bu tür mahkemeler, uluslararası hukukta ve insan hakları belgelerinde yer alan adil yargılanma hakkıyla çelişebilir.
Afganistan'ın iç savaş ve istikrarsızlık ortamı göz önüne alındığında, sınır dışı edilen kişinin güvenli bir şekilde ülkesine dönüp dönemeyeceği de ayrı bir soru işareti. Taliban yönetimi altındaki Afganistan'a geri gönderilen kadınların cinsiyet temelli baskı ve şiddetle karşılaşma riski yüksek. Uluslararası mülteci hukuku, geri gönderme yasağı (non-refoulement) ilkesiyle bu tür durumlarda koruma sağlamayı amaçlıyor. ABD'nin bu kararı, söz konusu ilkeyi nasıl yorumladığını da gösterecek.
Öte yandan, ABD'nin 2021'de Afganistan'dan çekilmesinin ardından ülkede kalan işbirlikçileri ve risk altındaki kişileri tahliye etme süreci zaten tartışmalıydı. Şimdi bir Afgan kadının terör suçlamasıyla sınır dışı edilmesi, bu politikaların ne kadar tutarlı olduğu sorusunu doğuruyor. İnsan hakları kuruluşları, Zada'nın durumunun acilen incelenmesi ve geri gönderilmesinin durdurulması çağrısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Yabancı Terörist Sınır Dışı Mahkemesi'ni ilk kez kullanması, Türkiye'nin yakından takip ettiği bir konu. Türkiye, kendi topraklarında terör bağlantılı yabancı savaşçıların sınır dışı edilmesi konusunda uzun süredir hassas. ABD'nin bu adımı, Türkiye'nin Suriye ve Irak'tan dönen yabancı teröristlerle ilgili politikalarına dolaylı etki edebilir. Ayrıca, Afgan mültecilerin durumu Türkiye için de önemli; olası yeni göç dalgalarında Türkiye'nin yükü artabilir. Kararın, NATO müttefikleri arasında göç ve güvenlik politikalarında yeni bir uyum arayışına yol açması bekleniyor.