Reuters'ın yaptığı kapsamlı bir analize göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci döneminde ülkedeki göçmen gözaltı merkezlerinde hayatını kaybedenlerin sayısı iki kattan fazla arttı. Analiz, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) biriminin yetki alanındaki tesislerde 2025 yılı içinde en az 58 kişinin öldüğünü, bu sayının 2020 yılındaki 22 ölüme kıyasla belirgin bir yükseliş olduğunu gösteriyor. Ölüm oranı, her 100.000 gözaltı başına 5,1'den 12,8'e çıktı. Sivil toplum örgütleri ve göçmen hakları savunucuları bu artışı, Trump yönetiminin genişletilmiş tutuklama politikaları nedeniyle oluşan aşırı kalabalık koşullara ve yetersiz sağlık hizmetlerine bağlıyor.
Artan Tutuklamalar ve Aşırı Kalabalık Tesisler
Trump yönetiminin ikinci döneminde uygulanan sert göçmenlik politikaları, ICE tarafından tutuklanan kişi sayısında ciddi bir artışa yol açtı. 2025 yılında ortalama günlük gözaltı sayısı 45.000'in üzerine çıkarken, bu durum tesislerde aşırı kalabalığa neden oldu. Reuters'ın ulaştığı ICE belgelerine göre, birçok merkez kapasitesinin yüzde 30 üzerinde çalışıyor. Bu durum, temel hijyen koşullarının bozulmasına, tıbbi kaynakların yetersiz kalmasına ve personel eksikliğine yol açtı. Ölenler arasında kronik hastalıkları olan ve düzenli tıbbi bakım alamayan kişilerin sayısının yüksek olduğu belirtiliyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü'nden bir yetkili, "Bu ölümlerin çoğu önlenebilirdi. Yeterli sağlık personeli ve tıbbi malzeme sağlansaydı, bu trajediler yaşanmayabilirdi" dedi.
Uluslararası Tepkiler ve Bölgesel Yansımalar
ABD'deki göçmen gözaltı politikalarına yönelik eleştiriler uluslararası alanda da yankı buluyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, konuyla ilgili bir soruşturma başlatılması çağrısında bulunurken, Avrupa Birliği de endişelerini dile getirdi. Özellikle Orta Amerika ülkeleri, vatandaşlarının ABD'de maruz kaldığı koşulları protesto ediyor. Meksika Dışişleri Bakanlığı, gözaltı merkezlerindeki durumu "insan hakları ihlali" olarak nitelendirdi. Trump yönetimi ise eleştirilere yanıt olarak, güvenlik önlemlerini artırdıklarını ve sınır dışı işlemlerini hızlandırdıklarını savunuyor. Ancak bu açıklamalar, gözaltı koşullarının iyileştirilmesi yönündeki talepleri karşılamaktan uzak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin göçmen gözaltı politikalarındaki bu gelişme, Türkiye'nin de benzer sorunlarla mücadele ettiği bir dönemde dikkat çekiyor. Türkiye, özellikle Suriyeli mülteciler başta olmak üzere yoğun bir göç baskısı altında. ABD'deki durum, göçmenlerin insan haklarına saygılı ve insani koşullarda barındırılmasının önemini bir kez daha hatırlatıyor. Türk yetkililer, bu tür olayların itibar kaybına yol açabileceğini ve uluslararası toplumda güven zedeleyebileceğini göz önünde bulundurmalı. Türkiye'nin, ABD'de yaşanan bu tür ihmallerden ders çıkararak, kendi göçmen politikalarını insan hakları standartlarına uygun şekilde yürütmesi büyük önem taşıyor. Ayrıca, bu durum ABD ile Türkiye arasında göçmen konusunda iş birliği fırsatlarını da gündeme getirebilir.