ABD'de Trump yönetiminin uyguladığı sert göçmen politikaları kapsamında, 2017-2021 yılları arasında 500'den fazla bebek ve yeni yürümeye başlayan çocuğun göçmenlik işlemleri nedeniyle alıkonulduğu ortaya çıktı. Bunlardan 170'inden fazlası, bir mahkeme kararıyla belirlenen 20 günlük azami tutukluluk süresini aşan sürelerle gözaltında tutuldu. Söz konusu veriler, ABD İç Güvenlik Bakanlığı'na bağlı bir kurum tarafından yayımlanan rapora dayanıyor ve ülkede göçmen ailelerin maruz kaldığı insanlık dışı muameleye ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Göçmen ailelerin ayrılması ve çocukların alıkonulması
Trump yönetimi, 2018 yılında 'sıfır tolerans' politikası kapsamında sınırı yasa dışı yollarla geçen yetişkin göçmenleri kovuşturmaya başlamış, bu da ailelerin birbirinden ayrılmasına ve binlerce çocuğun ebeveynlerinden koparılmasına yol açmıştı. Daha sonra ailelerin bir arada tutulmasına yönelik mahkeme kararı çıksa da, rapora göre bu karara uyulmadığı ve bebeklerin de dahil olduğu çok sayıda çocuğun haftalarca gözaltı merkezlerinde tutulduğu belirtiliyor. Tutukluluk koşulları, aşırı kalabalık, yetersiz sağlık hizmetleri ve psikolojik destek eksikliği nedeniyle eleştiriliyor. Raporda, bu çocukların bazılarının sadece birkaç haftalık olduğu ve ebeveynlerinden ayrı kaldıkları sürede travma yaşadıkları ifade ediliyor.
Küresel boyut ve insan hakları ihlalleri
ABD'nin bu uygulamaları, Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütleri tarafından sert şekilde eleştirildi. Bebeklerin ve küçük çocukların gözaltında tutulması, 1989 tarihli Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, bu durum ABD'nin uluslararası alandaki imajına zarar verirken, göçmen politikalarının insancıl olmayan yönlerini bir kez daha gündeme taşıdı. Trump yönetimi bu uygulamaları, sınır güvenliği ve yasadışı göçü caydırma gerekçesiyle savunurken, eleştirmenler bu politikaların sistematik bir insan hakları ihlali olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, düzensiz göçle mücadele kapsamında benzer şekilde aile bütünlüğünü korumaya yönelik politikalar izlemektedir. ABD'de yaşanan bu insan hakları ihlalleri, Türkiye'nin göçmen politikalarında çocuk haklarına verdiği önemi teyit etmektedir. Ancak bu durum, Türk kamuoyunda ABD'nin uluslararası hukuka bağlılığı konusunda soru işaretleri yaratabilir ve Türkiye'nin göçmen politikalarında daha dikkatli olması gerektiğini hatırlatmaktadır. Ayrıca, Avrupa Birliği ile yürütülen göç anlaşmalarında çocuk haklarının gözetilmesi konusunda Türkiye'nin elini güçlendirebilir.