ABD Başkanı Donald Trump, 6 Ağustos Perşembe günü imzalamayı planladığı iki başkanlık kararnamesiyle, ticari amaçlı "doğum turizmi" kapsamında ABD topraklarında dünyaya gelen çocuklara vatandaşlık verilmesini engellemeyi hedefliyor. Axios haber sitesinin aktardığına göre, söz konusu kararnameler, ABD Anayasası'nın 14. Ek Maddesi'nde güvence altına alınan doğum yoluyla vatandaşlık hakkını dolaylı olarak sınırlandıracak düzenlemeler içeriyor.
Gelişmenin arka planı
Kararnamelerin imzalanması, Trump'ın göçmenlik karşıtı politikalarının bir devamı olarak görülüyor. Beyaz Saray, "doğum turizmi" adı verilen uygulamanın, özellikle Çin, Rusya ve Nijerya gibi ülkelerden gelen hamile kadınların, çocuklarının ABD vatandaşı olması için ülkeye giriş yapmasını kapsadığını belirtiyor. Bu uygulamanın, ABD sağlık sistemini ve sosyal güvenlik ağını olumsuz etkilediği savunuluyor.
Trump yönetimi, bu kararnamelerle birlikte ABD vize politikalarında da sıkılaştırmaya gidecek. Yeni düzenlemelerin, doğum turizmi amacıyla ülkeye giriş yapmak isteyenlere vize verilmesinin önüne geçmesi ve bu kişilerin sınır dışı edilmesini kolaylaştırması bekleniyor. Bu adım, Trump'ın ilk döneminde gündeme getirdiği ancak yasal engellere takılan "doğum yoluyla vatandaşlık" konusunu yeniden alevlendirdi.
Hukukçular ise bu kararnamelerin anayasaya aykırı olabileceği görüşünde. Zira ABD Anayasası'nın 14. Ek Maddesi, "ABD'de doğan herkesin vatandaş olduğunu" açıkça ifade ediyor. Uzmanlar, başkanlık kararnamelerinin anayasal bir hakkı ortadan kaldıramayacağını ve bu adımın yargıdan dönebileceğini belirtiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD'nin bu hamlesi, özellikle Çin ve Rusya başta olmak üzere birçok ülkeyi etkileyebilir. Doğum turizmi, özellikle üst gelir grubundaki ailelerin çocuklarının ABD vatandaşı olmasını sağlamak için tercih ettiği bir yol olarak biliniyor. Bu uygulamanın sona erdirilmesi, bu ülkelerdeki ailelerin planlarını alt üst edebilir.
Öte yandan, bu kararnamelerin ABD'deki Latin göçmen toplulukları üzerinde de yankı uyandırması bekleniyor. Göçmen hakları savunucuları, bu adımın göçmen karşıtı söylemi daha da güçlendireceğini ve ABD toplumunda ayrışmayı artıracağını ifade ediyor. Ayrıca, bu kararnamelerin ABD'nin uluslararası itibarına zarar verebileceği ve "fırsatlar ülkesi" imajını zedeleyebileceği yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, küresel göç ve vatandaşlık politikaları açısından önemli bir sinyal niteliği taşıyor. Türkiye, kendi göçmen politikalarını şekillendirirken, ABD gibi ülkelerin bu tür uygulamalarını yakından izlemekte. Özellikle Türkiye'nin vatandaşlık yasalarında yapılacak olası değişikliklerde, bu tür uluslararası örneklerin dikkate alınması gerekebilir. Ayrıca, Avrupa Birliği sürecinde vize serbestisi müzakereleri yürüten Türkiye için, ABD'nin vize politikalarındaki sertleşme, benzer eğilimlerin Avrupa'da da güçlenebileceği endişesini doğurabilir. Türk vatandaşlarının ABD'ye seyahatlerinde vize süreçlerinde yaşanabilecek olası güçlükler de bu gelişmenin Türkiye'ye yansımaları arasında sayılabilir.