WASHINGTON, 6 Haziran - ABD Başkanı Donald Trump, kendi partisi içinde giderek büyüyen bir muhalefetle karşı karşıya. Uzun süre Trump'a karşı gelmekten çekinen Kongre'deki Cumhuriyetçi milletvekilleri, son haftalarda başkana daha fazla karşı çıkmaya başladı. 2026 ara seçimleri yaklaşırken, parti içindeki bu kırılma hem Beyaz Saray'ın yasama gündemini hem de Cumhuriyetçi Parti'nin seçim stratejisini etkileyecek gibi görünüyor.
Kongre'de Değişen Hava
Trump'ın başkanlığının ilk yıllarında Cumhuriyetçi vekiller, başkana neredeyse koşulsuz destek veriyordu. Ancak son dönemde, özellikle ticaret tarifeleri ve federal harcamalar konusunda yaşanan anlaşmazlıklar, parti içindeki sessiz muhalefeti su yüzüne çıkardı. Temsilciler Meclisi'nde görev yapan birkaç Cumhuriyetçi vekil, Trump'ın bazı politikalarını alenen eleştirirken, Senato'da da benzer bir eğilim gözleniyor.
Örneğin, geçtiğimiz hafta Temsilciler Meclisi'nde yapılan bir oylamada, 10 Cumhuriyetçi vekil, Trump'ın desteklediği bir yasa tasarısına 'hayır' oyu verdi. Bu sayı, daha önce görülmemiş bir düzeyde. Söz konusu tasarı, Çin'e yönelik yeni ticaret kısıtlamalarını içeriyordu ve bu durum, bazı Cumhuriyetçilerin serbest ticaret yanlısı duruşuyla çelişiyor.
Ara Seçimlerin Gölgesi
2026 ara seçimlerinde Kongre'nin her iki kanadında da sandalyeler yeniden dağıtılacak. Anketler, Cumhuriyetçi Parti'nin popülaritesinin düştüğünü gösterirken, birçok Cumhuriyetçi vekil, Trump'a sıkı sıkıya bağlanmanın seçmen nezdinde riskli olabileceğini düşünüyor. Özellikle banliyö bölgelerinde seçmenlerin Trump'ın üslubundan ve politikalarından rahatsız olduğu belirtiliyor.
Bu nedenle, bazı Cumhuriyetçi vekiller, seçim bölgelerinde daha bağımsız bir çizgi izlemeye çalışıyor. Ancak bu durum, parti içinde ikiye bölünmeye yol açıyor: Bir yanda Trump'ın sadık destekçileri, diğer yanda giderek artan 'geleneksel Cumhuriyetçi' kanat.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de başkanlık sistemindeki bu tür iç siyasi kırılmalar, Türk dış politikası açısından iki yönlü bir etki yaratabilir. Birincisi, Trump'ın yasama gündeminin yavaşlaması, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bazı konuların (örneğin F-35 veya S-400 yaptırımları) Kongre'de daha uzun süre askıda kalmasına neden olabilir. İkincisi, Cumhuriyetçi Parti içindeki bu ayrışma, ABD'nin Ortadoğu ve Doğu Akdeniz politikalarında öngörülemezliği artırabilir. Ancak Türkiye için kısa vadede somut bir değişiklik beklenmemeli; sürecin izlenmesi ve olası fırsatların değerlendirilmesi önemli.