Eski ABD Başkanı Donald Trump, Cornell Üniversitesi'nde toplu tecavüzle suçlanan gençler hakkında yürütülen soruşturma için "kendimi kötü hissediyorum" dedi. Trump, bunun nedenini New York Başsavcısı Letitia James'in kendisine karşı yürüttüğü davalar olduğunu belirtti. Açıklama, 2024 başkanlık yarışı öncesinde siyasi gerilimi artırdı.
Gelişmenin Arka Planı
Cornell Üniversitesi'nde bir öğrenciye yönelik toplu tecavüz iddiası geçtiğimiz aylarda ABD kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Olayla ilgili soruşturma New York Başsavcılığı tarafından yürütülüyor. Başsavcı Letitia James, daha önce Trump ve ailesine yönelik iş dolandırıcılığı davalarını açmış, bu davalar sonucunda Trump'a yüklü miktarda para cezası verilmişti. Trump, 2020 seçimlerini kaybettikten sonra James'in kendisine karşı siyasi saiklerle hareket ettiğini savunmuştu.
Trump, son açıklamasında, "Bu gençler hakkında ne düşünmem gerektiğini bilmiyorum ama onlar için kendimi kötü hissediyorum çünkü onları soruşturan kişi bana karşı savaş açan Letitia James" ifadelerini kullandı. Bu sözler, Trump'ın kişisel husumetini başka bir soruşturmaya taşıması olarak yorumlandı. Hukuk uzmanları, bir başsavcının yürüttüğü soruşturmayı hedef almanın, Trump'ın siyasi stratejisinin bir parçası olduğunu belirtiyor.
Olayın mağduru ve ailesi, Trump'ın açıklamalarına sert tepki gösterdi. Aile avukatı yaptığı yazılı açıklamada, "Bir eski başkanın, tecavüz mağdurlarını değil de sanıkları savunması kabul edilemez" dedi. Cornell Üniversitesi yönetimi ise soruşturmanın selameti için açıklama yapmaktan kaçındı. New York Başsavcılığı'ndan henüz resmi bir yanıt gelmedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın açıklamaları, ABD'de 2024 seçimlerine giden süreçte siyasi kutuplaşmayı derinleştiriyor. Cumhuriyetçi Parti içinde Trump'a destek verenler, başsavcı James'in "adli aktivizm" yaptığını öne sürüyor. Demokratlar ise Trump'ın mağdurları hiçe sayan söylemlerinin seçmen nezdinde olumsuz karşılık bulacağını düşünüyor. Bu tür açıklamalar, ABD'de kadın hakları ve üniversite kampüslerinde cinsel saldırı davalarının nasıl siyasallaştığını gözler önüne seriyor.
Uluslararası alanda ise ABD'deki hukuk sisteminin siyasi müdahalelere açık olduğu yönündeki algıyı güçlendirebilir. Avrupa basını, Trump'ın açıklamalarını "hukuk devleti ilkelerine saygısızlık" olarak yorumladı. İngiliz The Guardian gazetesi, haberi "Trump, tecavüz sanıklarına arka çıkarak başsavcıyla kişisel hesaplaşmasını sürdürüyor" başlığıyla duyurdu. Fransa'da Le Monde, "ABD'de adalet siyasetin gölgesinde" ifadesini kullandı.
Türkiye'de de bazı haber siteleri olayı "Trump'tan şok sözler" başlığıyla verdi. Sosyal medyada ise Trump'ın açıklamaları geniş yankı buldu; kullanıcılar, "Bir lider nasıl tecavüz sanıklarını savunur?" diye tepki gösterdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de yaşanan bu gelişme, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel ölçekte hukuk devleti ve siyaset ilişkisi açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde sık sık yargı bağımsızlığı ve siyasi müdahale konularını gündeme getiriyor. Trump'ın bir başsavcıyı hedef alarak yürüttüğü kampanya, Türkiye'nin "ABD'de yargı siyasallaştı" argümanını güçlendirebilir. Ayrıca, ABD'deki iç siyasi çalkantılar, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu ve ikili ilişkileri etkileyebilir. 2024 seçimleri yaklaşırken, Türk dış politikası açısından ABD'nin istikrarı kritik önemde.