Bosna Hersek, 4 Ekim'de genel seçimlere gidiyor. Ülkenin karmaşık siyasi yapısını ve derin etnik bölünmelerini yansıtan bu seçim, Bosna Hersek'in siyasi çıkmazını aşıp aşamayacağını belirleyecek. Seçimler, ülkenin 1995 Dayton Anlaşması ile kurulan karmaşık yönetim sistemini bir kez daha test edecek.
Seçimlerin Arka Planı
Bosna Hersek, Dayton Anlaşması ile iki entiteye ayrılmış durumda: Boşnak ve Hırvatların çoğunlukta olduğu Bosna Hersek Federasyonu ve Sırpların çoğunlukta olduğu Republika Srpska. Ülke, ayrıca Brčko adında özerk bir bölgeye sahip. Merkezi hükümet zayıf, entiteler güçlü. Devlet başkanlığı konseyi üç üyeden oluşuyor: bir Boşnak, bir Hırvat ve bir Sırp. Bu yapı, karar alma süreçlerini sık sık tıkıyor.
4 Ekim'de yapılacak seçimlerde, devlet başkanlığı konseyi üyeleri, temsilciler meclisi ve entite parlamentoları ile kanton meclisleri belirlenecek. Seçim, ülkenin son yıllarda yaşadığı en derin siyasi kriz ortamında gerçekleşiyor. Özellikle Republika Srpska lideri Milorad Dodik'in ayrılıkçı söylemleri ve Sırp entitesinin devlet kurumlarından çekilme tehditleri, ülkeyi çöküş noktasına getirdi.
2021'den bu yana Dodik, Republika Srpska'nın devlet düzeyindeki yargı, vergi ve savunma kurumlarından çekilme kararları aldı. Bu adımlar, Dayton Anlaşması'nı fiilen askıya alma girişimi olarak yorumlandı. Uluslararası toplum, özellikle ABD ve AB, Dodik'e yaptırımlar uyguladı. Ancak Dodik, Rusya'nın desteğine güvenerek geri adım atmadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bosna Hersek'teki seçimler, sadece ülke içi dinamikler açısından değil, aynı zamanda Batı ile Rusya arasındaki jeopolitik rekabet açısından da kritik. Dodik'in Moskova ile yakın ilişkileri, Rusya'nın Balkanlar'daki etkisini artırma çabasının bir parçası. AB ve ABD, Bosna Hersek'in istikrarını korumak ve ülkeyi NATO ile AB'ye yakınlaştırmak istiyor. Ancak Sırp entitesinin ayrılıkçı politikaları bu hedefi zorlaştırıyor.
Seçim sonuçları, ülkenin reform sürecini ve AB entegrasyonunu doğrudan etkileyecek. Bosna Hersek, 2022'de AB aday ülke statüsü aldı ancak reformlar yavaş ilerliyor. Seçim sonrası kurulacak hükümetin, reformları hızlandırması bekleniyor. Aksi halde ülke, AB'den uzaklaşabilir ve daha fazla istikrarsızlığa sürüklenebilir.
Seçimlerde öne çıkan adaylar arasında, mevcut devlet başkanlığı konseyi üyeleri de var: Boşnak üye Šefik Džaferović, Hırvat üye Željko Komšić ve Sırp üye Milorad Dodik. Ancak anketler, seçmenlerin büyük bölümünün mevcut siyasi elitlerden memnun olmadığını gösteriyor. Yeni nesil siyasetçiler ve bağımsız adaylar da yarışta. Özellikle Boşnak siyasetinde, SDA partisinin adayı Bakir Izetbegović ile bağımsız adaylar arasında çekişme yaşanıyor.
Hırvat siyasetinde ise HDZ BiH partisinin adayı Dragan Čović, Hırvatların temsil sorununu gündeme getiriyor. Komšić'in Hırvat üyeliği, çoğu Hırvat tarafından meşru görülmüyor çünkü kendisi Boşnak oylarıyla seçildi. Bu durum, Hırvatların siyasi temsili konusunda yıllardır süren bir krize işaret ediyor.
Seçim güvenliği ve oy sayımı da endişe kaynağı. Ülkede derin bir güvensizlik ortamı var. Seçim sonuçlarının ardından itirazlar ve protestolar olabilir. Özellikle Dodik'in seçim sonuçlarını tanımama ihtimali, yeni bir siyasi krize yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bosna Hersek'teki seçimler, Türkiye'nin Balkanlar'daki etkisi açısından önem taşıyor. Ankara, Bosna Hersek'in toprak bütünlüğünü ve Dayton düzenini destekliyor. Seçim sonrası oluşacak hükümetin, Türkiye ile ilişkileri nasıl şekillendireceği belirsiz. Özellikle Boşnak siyasetindeki değişim, Türkiye'nin bölgedeki müttefiklik ağını etkileyebilir. Ayrıca, Republika Srpska'nın ayrılıkçı eğilimleri, Türkiye'nin Balkanlar'da istikrarı koruma politikasını zorlaştırıyor. Türkiye, seçim sonrası süreçte AB ve ABD ile koordineli hareket ederek Bosna Hersek'in istikrarına katkı sağlayabilir. Ekonomik açıdan ise Türk yatırımları ve ticaret hacmi, siyasi istikrara bağlı olarak şekillenecek.