ABD Başkanı Donald Trump, görev süresinin son günlerinde çevre yasalarını ihlal eden dokuz kişi de dahil olmak üzere toplam 11 kişiye af çıkardı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, affedilenler arasında Temiz Hava Yasası'nı (Clean Air Act) ihlal eden dokuz kişinin yanı sıra, daha önce hüküm giymiş eski lobici Jack Abramoff'un bir ortağının da bulunduğu belirtildi. Karar, çevre koruma grupları ve Demokratlar tarafından sert bir şekilde eleştirilirken, Trump yönetiminin çevre düzenlemelerine karşı tutumunun bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Affedilenler ve Suçlamalar
Trump'ın affettiği dokuz kişi, Temiz Hava Yasası kapsamında çeşitli çevre ihlallerinden suçlu bulunmuştu. Bu kişilerin çoğunun, endüstriyel tesislerinde izin verilen emisyon sınırlarını aştığı veya gerekli hava kalitesi izinlerini almadan faaliyet gösterdiği bildiriliyor. Affedilenler arasında, Montana'da bir odun yakma tesisini yasadışı şekilde işleten bir iş adamı ve Kaliforniya'da hava kalitesi düzenlemelerini ihlal eden bir kimya şirketinin yöneticisi de yer alıyor.
Bunun yanı sıra, eski lobici Jack Abramoff'un ortağı olduğu belirtilen bir kişi de aftan yararlandı. Abramoff, 2000'li yıllarda Kongre üyelerine rüşvet vermekten hüküm giymiş ve lobicilik skandalıyla tanınmıştı. Ortağının hangi suçtan hüküm giydiği ise açıklanmadı. Trump, daha önce de Abramoff'u affetmişti.
Çevre Politikalarına Yansıması
Bu af kararı, Trump yönetiminin çevre düzenlemelerine karşı genel tutumunun bir parçası olarak görülüyor. Başkan Trump, göreve geldiğinden beri çevre koruma yasalarını gevşetmek ve fosil yakıt endüstrisini desteklemek için adımlar atmıştı. Temiz Hava Yasası ihlallerinin affedilmesi, çevre aktivistleri tarafından 'yasadışı kirliliğe yeşil ışık yakmak' olarak nitelendiriliyor. Öte yandan, Trump'ın destekçileri bu kararı, aşırı düzenlemelerin ekonomik büyümeyi engellediği gerekçesiyle savunuyor. Karar, Biden yönetiminin çevre politikalarını tersine çevirme çabaları ışığında daha da tartışmalı hale geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki çevre affı, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da küresel iklim politikaları bağlamında önem taşıyor. Trump döneminde ABD'nin Paris İklim Anlaşması'ndan çekilmesi gibi adımlar, uluslararası çevre iş birliğini zayıflatmıştı. Bu af, ABD'nin çevre düzenlemelerine karşı tutumunun devam ettiğini gösteriyor. Türkiye ise kendi çevre politikalarını şekillendirirken, ABD gibi büyük ekonomilerin bu tür kararlarının küresel emisyon hedeflerini etkileyebileceğini göz önünde bulundurmalıdır. Ayrıca, Türkiye'nin de taraf olduğu uluslararası çevre sözleşmeleri açısından, ABD'nin bu tutumu bağlayıcılık ve hesap verebilirlik tartışmalarını gündeme getirebilir.