ABD’de eski Başkan Donald Trump döneminde çıkarılan bir tarım yasası, kırsal kesimdeki çiftçileri desteklemeyi amaçlarken, ortaya çıkan veriler şehir merkezlerinde yaşayan on binlerce kişinin de milyarlarca dolarlık tarım yardımından yararlandığını gösteriyor. Environmental Working Group (EWG) tarafından yapılan analize göre, 2020-2025 yılları arasında 92.000’den fazla kentsel alan sakini, toplamda 2,6 milyar dolar federal tarım sübvansiyonu aldı. Bu durum, tarım politikalarının hedef kitlesi ve etkinliği konusunda tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Yasanın Arka Planı ve Uygulanma Biçimi
Trump yönetimi tarafından 2018’de imzalanan ve 2023’te güncellenen Tarım Tasarısı (Farm Bill), çiftçilere doğrudan ödemeler, mahsul sigortası ve kriz yardımları sağlamak üzere tasarlanmıştı. Ancak EWG’nin raporu, yardımların yalnızca çiftçilere değil, aynı zamanda tarım arazisi sahibi olan ancak şehirde yaşayan kişilere de gittiğini ortaya koydu. Bu kişiler arasında emekliler, yatırımcılar ve hatta bazı durumlarda kamu görevlileri yer alıyor.
EWG’nin verilerine göre, 2020’den bu yana kentsel alanlarda yaşayan yardım alıcılarının sayısı istikrarlı bir şekilde arttı. 2023’te yalnızca New York, Los Angeles ve Chicago gibi büyük şehirlerde 15.000’den fazla kişi tarım sübvansiyonu aldı. Yardımların toplam miktarı ise 2,6 milyar doları buldu. Bu rakam, Trump yönetiminin tarım sektörüne sağladığı toplam desteğin yaklaşık yüzde 5’ine denk geliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, ABD’de tarım politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koyarken, benzer uygulamaların diğer ülkelerde de tartışılmasına yol açabilir. ABD’de kırsal kalkınma ve şehir-kır dengesi konuları seçmenler için hassas bir konu. Demokrat ve Cumhuriyetçi partiler arasında tarım sübvansiyonlarının kime ve nasıl dağıtılması gerektiği konusunda derin görüş ayrılıkları bulunuyor.
Küresel ölçekte ise, ABD’nin tarım politikaları Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kuralları çerçevesinde sık sık eleştiriliyor. Avrupa Birliği ve gelişmekte olan ülkeler, ABD’nin yoğun sübvansiyonlarının küresel ticareti bozduğu ve yoksul ülkelerin çiftçilerinin rekabet gücünü azalttığı gerekçesiyle şikayetçi. Bu yeni bulgular, ABD’nin sübvansiyon sistemindeki zafiyetleri gözler önüne sererek uluslararası baskıyı artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki bu gelişme, Türkiye’nin tarım politikaları için uyarıcı nitelikte. Türkiye de benzer şekilde kırsal kalkınma ve tarım desteklemelerinde hedefleme sorunları yaşayabiliyor. Özellikle büyükbaş hayvan desteği, mazot gübre desteği gibi uygulamalarda, yardımların amacı dışında kullanılması ve gerçek çiftçiye ulaşmaması sıkça gündeme geliyor. EWG raporu, Tarım ve Orman Bakanlığı’na, destekleme sisteminde dijital takip ve denetim mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğini hatırlatıyor. Aynı zamanda, ABD ile DTÖ’de yaşanan sübvansiyon tartışmaları, Türkiye’nin de uluslararası tarım müzakerelerinde pozisyonunu etkileyebilir.