ABD Başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için bulunduğu New York'ta İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile ilk yüz yüze görüşmesini gerçekleştirdi. Görüşme sonrasında Trump, İngiltere ile ilişkilerin Andy Burnham döneminde daha iyi olduğunu iddia ederek dikkatleri üzerine çekti. Trump, Starmer'ı "doğuştan iş insanı" olarak nitelendirirken, iki ülke arasında bir dizi konuda yaşanan gerilimlere rağmen ilişkilerin "daha yukarıda" olduğunu belirtti.
Görüşmenin Arka Planı ve Trump'ın Açıklamaları
Donald Trump ve Keir Starmer, New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında bir araya geldi. Bu görüşme, Starmer'ın başbakan olarak Trump ile ilk yüz yüze teması olma özelliği taşıyor. Trump, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, İngiltere ile ilişkilerin "Andy Burnham zamanında daha iyi olduğunu" ifade etti. Burnham, şu anda Greater Manchester Belediye Başkanı olarak görev yapıyor ve İşçi Partisi'nin önde gelen isimlerinden biri. Trump'ın bu sözleri, İngiltere'de siyasi spekülasyonlara neden olabilir.
Trump, Starmer için "doğuştan bir iş insanı" ifadesini kullandı. Bu ifade, Starmer'ın hukukçu ve savcı geçmişine atıfta bulunularak yapılmış olabilir; zira Starmer kariyerine avukat olarak başlamış ve Kraliyet Savcılık Servisi'nin başkanlığını yapmıştı. Trump'ın bu sözleri, görüşmenin olumlu bir havada geçtiğine işaret ediyor olsa da, "Burnham" vurgusu, ilişkilerin geçmişte daha iyi olduğu imasını taşıyor.
İki liderin görüşmesinde hangi somut konuların ele alındığına dair detaylar henüz netleşmedi. Ancak Trump'ın açıklamaları, ticaret, savunma harcamaları ve Kuzey İrlanda protokolü gibi konularda yaşanan anlaşmazlıklara rağmen ilişkilerin sıcak tutulmaya çalışıldığını gösteriyor. İngiltere, ABD ile özel ilişkisini korumak isterken, Trump yönetimi de Brexit sonrası dönemde İngiltere ile ticaret anlaşması arayışında.
İngiltere-ABD İlişkilerinde Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere ve ABD arasındaki ilişkiler, tarihsel olarak "özel ilişki" olarak adlandırılıyor. Ancak son yıllarda bu ilişki, ticaret anlaşmazlıkları, NATO savunma harcamaları ve Brexit sonrası düzenlemeler nedeniyle inişli çıkışlı bir seyir izledi. Trump'ın başkanlığı döneminde İngiltere Başbakanı Boris Johnson ile yakın ilişkiler kurulmuş, ancak Starmer'ın göreve gelmesiyle birlikte ilişkilerin yeniden şekillenmesi bekleniyordu.
Trump'ın "Burnham" vurgusu, İngiltere'deki iç siyaset açısından da önemli. Andy Burnham, İşçi Partisi'nin sol kanadında yer alıyor ve zaman zaman parti liderliğiyle ters düşebiliyor. Trump'ın Burnham'ı öne çıkarması, Starmer'a yönelik bir eleştiri olarak yorumlanabilir. Bu durum, İngiltere'de ana muhalefet partisi konumundaki İşçi Partisi içindeki dengeleri etkileyebilir.
Görüşme, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında gerçekleşti. Bu yılki Genel Kurul'da iklim değişikliği, Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'daki gerilimler öne çıkan başlıklar arasında. İngiltere ve ABD, bu konularda genellikle benzer pozisyonlara sahip olsa da, özellikle İsrail-Filistin meselesinde zaman zaman farklı tonlar kullanabiliyor. Trump'ın açıklamaları, bu tür hassas konularda ortak hareket etme niyetini de yansıtıyor olabilir.
İki ülke arasındaki ticaret hacmi yıllık yaklaşık 300 milyar doları aşıyor. Brexit sonrası dönemde İngiltere, ABD ile kapsamlı bir serbest ticaret anlaşması yapmayı hedefliyor ancak müzakereler henüz sonuçlanmadı. Trump'ın "iş insanı" vurgusu, ticari ilişkilerin önceliklendirildiğini gösteriyor. Ayrıca savunma alanında NATO çerçevesinde iş birliği devam ediyor; İngiltere, savunma harcamalarını GSYH'nin %2'sinin üzerine çıkarma taahhüdünde bulunmuştu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere-ABD ilişkilerindeki bu gelişme, Türkiye açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, hem ABD hem de İngiltere ile stratejik ilişkilere sahip. ABD ile savunma sanayi, Suriye ve Doğu Akdeniz konularında görüş ayrılıkları yaşanırken; İngiltere ile ticaret ve savunma iş birliği güçlü. Starmer hükümetinin ABD ile ilişkileri nasıl yöneteceği, Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki konumunu etkileyebilir. Özellikle NATO çerçevesinde savunma harcamaları ve İsveç-Finlandiya üyelik süreçlerinde yaşananlar, Türkiye'nin pozisyonunu belirlemede referans olabilir. Ayrıca olası bir ABD-İngiltere ticaret anlaşması, Türkiye'nin ihracat pazarlarını dolaylı yoldan etkileyebilir.