ABD Başkanı Donald Trump, İngiltere'de yeni hükümetin Kuzey Denizi'nde petrol ve gaz arama faaliyetlerine izin verebileceği yönündeki haberleri memnuniyetle karşıladığını belirtti. Trump, özellikle İskoçya'nın Aberdeen kentinde yaşayanların bu gelişme karşısında "sokaklarda dans edeceğini" söyledi. Bu açıklama, Büyük Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham'ın yeni başbakan olarak Kuzey Denizi'nde yeni sondaj kuyuları açılmasını destekleyebileceği iddialarının ardından geldi. Burnham, bölgede "Kuzeyin Kralı" olarak anılırken, enerji politikasında köklü bir değişikliğe gidebileceği konuşuluyor.
Gelişmenin arka planı: Enerji bağımsızlığı mı, iklim taahhütleri mi?
İngiltere, son yıllarda karbon nötr hedefleri doğrultusunda fosil yakıtlardan uzaklaşma politikası izliyor. Ancak Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji krizi, Kuzey Denizi'ndeki yerel kaynakların önemini yeniden gündeme getirdi. Andy Burnham'ın başbakan olması durumunda, enerji güvenliği ve istihdam yaratma amacıyla sondaj izinlerini yeniden değerlendirebileceği belirtiliyor. Trump ise bu durumu ABD'nin enerji üretimini artırma politikasıyla paralel görüyor. "İngiltere'nin kendi petrolünü çıkarması hem ekonomik hem de jeopolitik açıdan akıllıca olur" diyen Trump, Brexit sonrası Birleşik Krallık'ın ABD ile ticari ilişkilerini güçlendirebileceğini ima etti.
Bununla birlikte, çevre örgütleri ve yeşil partiler, Kuzey Denizi'ndeki yeni sondajların iklim değişikliğiyle mücadeleye darbe vuracağını savunuyor. Burnham'ın geçmişte iklim konusundaki söylemleriyle çelişen bu adım, siyasi kariyeri açısından risk taşıyor. Ancak enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi ve işsizlik endişeleri, halk nezdinde sondaj kararını meşrulaştırabilir.
Bölgesel ve küresel boyut: Aberdeen ve Kuzey Denizi'nin jeopolitiği
Kuzey Denizi, yıllardır İngiltere ve Norveç arasında önemli bir enerji havzası konumunda. Aberdeen, "Avrupa'nın petrol başkenti" olarak bilinirken, bölgedeki istihdamın büyük kısmı petrokimya sektörüne bağlı. Trump'ın Aberdeen halkının "sevinçten dans edeceği" sözü, kentin bu sektöre olan bağımlılığını vurguluyor. ABD'de enerji üretimini artıran Trump, İngiltere'nin de benzer bir yol izlemesini istiyor. Bu durum, küresel petrol piyasalarında arzın artmasına ve fiyatların düşmesine katkı sağlayabilir.
Öte yandan, İskoçya'nın bağımsızlık yanlısı partileri, Kuzey Denizi kaynaklarının kontrolünü merkezi hükümetle tartışma konusu yapıyor. Burnham'ın sondaj kararı, İskoçya ile Londra arasındaki enerji gerilimini de tetikleyebilir. Ayrıca, İngiltere'nin AB ile ilişkilerinde de enerji politikaları önemli bir başlık olmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, küresel enerji piyasalarında arz-talep dengesini etkileyebilecek bir nitelik taşıyor. Türkiye, enerji ithalatında büyük ölçüde dışa bağımlı bir ülke olarak, Kuzey Denizi'ndeki olası üretim artışının petrol ve gaz fiyatlarını aşağı çekmesinden olumlu etkilenebilir. Ayrıca, İngiltere'nin enerji politikasındaki bu değişim, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon arama faaliyetlerine yönelik uluslararası algıyı da dolaylı olarak etkileyebilir. Enerji güvenliği konusunda benzer kaygılar taşıyan iki ülke, bu alanda iş birliği fırsatları yakalayabilir. Ancak iklim değişikliği taahhütleri açısından Türkiye’nin yeşil dönüşüm hedefleriyle çelişen bir durum söz konusu değil.