Malta'da 2017 yılında otomobiline yerleştirilen bomba sonucu hayatını kaybeden gazeteci Daphne Caruana Galizia'nın davasında mahkemenin verdiği beraat kararı, yıllardır bu cinayetin peşini bırakmayan basın özgürlüğü savunucuları için ağır bir darbe oldu. Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Direktör Yardımcısı Tom Gibson, kararın ardından yaptığı açıklamada "yıkıldığını" söyledi.
Caruana Galizia Cinayeti: Yedi Yıllık Adalet Arayışı
Daphne Caruana Galizia, Malta'nın en tanınmış araştırmacı gazetecilerinden biriydi. Ülkedeki yolsuzluk iddialarını, siyasetçilerin off-shore hesaplarını ve Panama Belgeleri'ni cesurca kaleme alan Caruana Galizia, 16 Ekim 2017'de aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu yaşamını yitirdi. Saldırı, Avrupa'da bir gazeteciye yönelik en sansasyonel suikastlardan biri olarak tarihe geçti.
Cinayetin ardından Malta hükümeti geniş çaplı bir soruşturma başlattı. 2021 yılında iş adamı Yorgen Fenech, cinayete azmettirmek suçlamasıyla tutuklandı ve yargılandı. Fenech, suçlamaları reddederek beraat etti. Ancak mahkemenin bu kararı, cinayetin arkasındaki asıl gücün hâlâ ortaya çıkmadığı yönündeki endişeleri artırdı. Caruana Galizia'nın ailesi ve meslektaşları, kararı "adaletin katli" olarak nitelendirdi.
Tom Gibson, CPJ adına yaptığı yazılı açıklamada, "Daphne'nin öldürülmesinden bu yana geçen yedi yılda, onun davasını takip eden bir kampanyacı olarak bugünkü beraat kararı karşısında yıkıldım. Bu karar, sadece bir gazetecinin ölümünün hesabının sorulmasını engellemiyor; aynı zamanda Avrupa'da basın özgürlüğüne yönelik ciddi bir tehdit oluşturuyor" ifadelerini kullandı.
Avrupa'da Basın Özgürlüğü ve Hukukun Üstünlüğü Tartışmaları
Malta, Avrupa Birliği üyesi bir ülke olarak hukukun üstünlüğü ve ifade özgürlüğü konusunda ciddi taahhütlerde bulunmuştu. Ancak Caruana Galizia cinayeti ve ardından yaşanan yargı süreci, AB içinde Malta'nın yargı bağımsızlığı ve yolsuzlukla mücadele kapasitesine dair soru işaretlerini artırdı. Avrupa Parlamentosu daha önce Malta'yı hukukun üstünlüğü ihlalleri nedeniyle uyarmıştı.
Uluslararası basın örgütleri, kararın ardından Malta hükümetine çağrıda bulunarak cinayetin arkasındaki tüm faillerin adalet önüne çıkarılması için bağımsız bir soruşturma yürütülmesini talep etti. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, "Bu karar, Avrupa'da gazetecilere yönelik saldırıların cezasız kalmasının önünü açabilir" uyarısında bulundu.
Caruana Galizia'nın oğlu Matthew Caruana Galizia, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Annem, gerçeğin peşinden gittiği için öldürüldü. Bugün adalet bir kez daha yenildi. Ama biz pes etmeyeceğiz" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Malta'da bir gazetecinin suikaste kurban gitmesi ve ardından yargı sürecinin beraatle sonuçlanması, Türkiye'deki basın özgürlüğü tartışmalarına da dolaylı olarak etki edebilir. Avrupa Birliği'nin temel değerlerinden biri olan ifade özgürlüğü ve gazetecilerin korunması ilkesi, Türkiye'nin AB ile yürüttüğü üyelik müzakerelerinde ve vize serbestisi diyalogunda sıkça gündeme gelmektedir. Bu karar, AB'nin kendi içinde de bu değerleri tam olarak koruyamadığı yönündeki eleştirileri güçlendirebilir. Öte yandan, Türkiye'de benzer şekilde cezasız kalan gazeteci cinayetleri (örneğin Hrant Dink davası) bulunmaktadır. Uluslararası kamuoyunun Malta'daki karara gösterdiği tepki, Türkiye'deki adalet arayışına da moral desteği sağlayabilir. Ancak doğrudan bir yansıma beklemek için erken olabilir.