ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen müzakerelerde önemli bir ilerleme kaydedildiğini duyurarak, daha önce sinyalini verdiği yeni hava saldırılarını iptal ettiğini ve barış anlaşmasının 'çok yakında' imzalanacağını açıkladı. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, Trump'ın Ulusal Güvenlik Konseyi ile acil toplantı sonrası bu kararı aldığı belirtildi. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 'İran ile büyük bir anlaşmaya varıyoruz. Yeni bir askeri harekâta gerek kalmadı. Barış her zaman kazanır' ifadelerini kullandı. Bu açıklama, son haftalarda tırmanan ABD-İran gerginliğinde beklenmedik bir yumuşama olarak yorumlanıyor.
Gerginlikten diyaloğa: Süreç nasıl gelişti?
Trump yönetimi, son bir aydır İran'a yönelik sert söylemlerini artırmış, özellikle Basra Körfezi'ndeki askeri yığınağın ardından 'yıkıcı bir saldırı' seçeneğini masada tuttuğunu sinyallemişti. ABD Savunma Bakanlığı, İran'ın nükleer tesislerine ve askeri altyapısına yönelik bir dizi hassas saldırı planı hazırlamış, ancak Trump'ın son anda geri adım atmasıyla operasyon durdurulmuştu. Beyaz Saray kaynaklarına göre, Umman aracılığıyla yürütülen gizli diplomasi trafiğinde, İran yönetiminin uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırmayı ve bölgedeki vekil güçleriyle ilgili bazı taahhütlerde bulunmayı kabul etmesi, Trump'ın kararında belirleyici oldu. Ancak anlaşmanın ayrıntıları henüz kamuoyuyla paylaşılmış değil.
Uzmanlar, Trump'ın bu hamlesinin hem iç siyasi hesaplar hem de küresel piyasalar üzerinde etkili olduğunu belirtiyor. Petrol fiyatları, Trump'ın açıklamasının ardından yüzde 4'ün üzerinde gerileyerek varil başına 78 dolar seviyesine indi. New York borsasında savunma hisseleri düşerken, havayolu ve turizm şirketlerinin hisseleri yükseldi. Analistler, barış beklentisinin küresel ticaret ve enerji maliyetleri açısından kısa vadede rahatlatıcı bir etki yarattığını, ancak anlaşmanın kalıcı olup olmayacağının henüz belirsiz olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın İran ile barış sinyali, sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda bölgesel dengeleri de yakından ilgilendiriyor. Ortadoğu'da Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD müttefikleri, İran'ın nükleer programına ilişkin herhangi bir anlaşmanın kendilerini de kapsaması gerektiğini savunuyor. İsrail ise anlaşmanın İran'ın füze kapasitesini ve bölgedeki vekil güçlerini sınırlandırmaması halinde tehdit olarak görmeye devam edeceğini duyurdu. Rusya ve Çin ise ABD-İran anlaşmasını memnuniyetle karşıladıklarını, ancak ayrıntıları görmeden tam destek vermeyeceklerini belirttiler. Öte yandan, ABD'de Demokratlar, Trump'ı 'aceleci ve güvencesiz bir anlaşma' yapmakla suçlarken, Cumhuriyetçiler başkanın 'savaştan kaçınma becerisini' övdü. Anlaşmanın Kongre onayına sunulup sunulmayacağı ise merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran arasında sağlanacak bir barış anlaşması, Türkiye için enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, İran'dan doğalgaz ve petrol ithal eden bir ülke olarak, olası bir askeri çatışmanın enerji maliyetlerini artırmasından endişe duyuyordu. Anlaşma sağlanması halinde, Doğu Akdeniz ve Irak'taki enerji koridorlarının daha güvenli hale gelmesi beklenebilir. Ayrıca, İran'ın nükleer programına ilişkin anlaşma, Türkiye'nin komşusunda rejim değişikliği riskini azaltarak sınır güvenliğine de olumlu yansıyabilir. Ancak Ankara, anlaşmanın içeriğini ve İran'ın bölgesel politikalarına etkisini yakından takip ediyor; özellikle Suriye ve Irak'ta İran destekli güçlerin faaliyetlerine dair somut adımlar atılıp atılmayacağı belirleyici olacak.