Birleşik Krallık, Pazartesi günü Kuzey İrlanda’nın başkenti Belfast’ta başlayan ve kısa sürede ülke geneline yayılan ırkçı ayaklanmalarla sarsılıyor. Bir bıçaklı saldırı anını gösteren bir videonun sosyal medyada yayılmasının ardından patlak veren olaylarda, aşırı sağcı gruplar göçmen karşıtı sloganlar eşliğinde polise taş ve şişelerle saldırdı. Başbakan Keir Starmer, ayaklanmacılara karşı "sıfır tolerans" politikası uygulanacağını duyurarak, güvenlik güçlerine geniş yetkiler verildiğini açıkladı. Olaylar, İngiltere’nin Leeds, Birmingham ve Londra gibi büyük şehirlerine de sıçrarken, hükümet kriz masası kurdu.
Arka Plan: Bıçaklı Saldırı Videosu Fitili Ateşledi
Ayaklanmaların fitilini ateşleyen olay, geçtiğimiz hafta sonu Belfast’ta bir markette meydana gelen bıçaklı saldırıydı. Saldırganın ifadesi ve güvenlik kamerası görüntüleri, olayın yabancı uyruklu bir kişi tarafından gerçekleştirildiği iddiasıyla hızla yayıldı. Ancak polis, saldırganın kimliğinin henüz resmi olarak açıklanmadığını ve videonun bağlamından koparılarak manipüle edildiğini belirtti. Buna rağmen, aşırı sağcı Telegram grupları ve Twitter hesapları üzerinden örgütlenen kalabalıklar, Pazartesi akşamı Belfast’ta toplanarak göçmen işletmelerine ve camilere saldırdı. Polis, 30’dan fazla kişiyi gözaltına alırken, 15 polis memuru yaralandı. Olaylarda bir caminin camları kırıldı ve birkaç araç ateşe verildi.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, salı günü yaptığı açıklamada, "Şiddet olaylarına, ırkçılığa ve nefrete karşı sıfır tolerans göstereceğiz. Bu tür eylemler demokrasimize ve toplumsal barışımıza bir tehdittir" dedi. Starmer, güvenlik güçlerine ayaklanmacıları dağıtmak için su tazyiki ve plastik mermi kullanma yetkisi verildiğini de sözlerine ekledi. İçişleri Bakanı Yvette Cooper ise, sosyal medya platformlarına çağrı yaparak, yanlış bilgi ve şiddet içerikli paylaşımların derhal kaldırılmasını istedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Göçmen Karşıtlığı ve Aşırı Sağın Yükselişi
Birleşik Krallık’taki bu ayaklanmalar, Avrupa genelinde yükselen göçmen karşıtlığı ve aşırı sağ dalganın bir yansıması olarak görülüyor. Brexit sonrası ülkede artan yabancı düşmanlığı, özellikle ekonomik durgunluk ve enflasyonla birleşince toplumsal gerilimi tırmandırdı. Uzmanlar, bu olayların 2011’deki Londra isyanlarından farklı olarak doğrudan etnik ve dini nefret söylemiyle beslendiğine dikkat çekiyor. Avrupa Birliği’nden henüz resmi bir kınama gelmezken, Fransa ve Almanya’daki aşırı sağ partiler olayları "göç politikalarının bir sonucu" olarak nitelendirdi. Öte yandan, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, bu tür olayların sığınmacıların entegrasyonunu daha da zorlaştırdığı uyarısında bulundu.
Küresel ölçekte ise, İngiltere’deki ayaklanmalar, ABD başta olmak üzere diğer batılı ülkelerde de benzer olayların yaşanabileceği endişesini doğurdu. Özellikle seçim yılında olan ABD’de, göçmen karşıtı söylemlerin zaten yüksek olduğu bir ortamda, bu tür bir olay domino etkisi yaratabilir. İngiltere’deki hükümetin hızlı ve sert müdahalesi ise, diğer Avrupa ülkelerine emsal teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’deki ırkçı ayaklanmalar, Türkiye’nin Avrupa’daki vatandaşlarının güvenliği açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişmedir. Özellikle Birleşik Krallık’ta yaşayan Türk ve Müslüman toplumu, bu tür olaylardan doğrudan etkilenebilir. Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği’nin derhal bir uyarı yayınlayarak vatandaşlarına dikkatli olmaları çağrısı yapması beklenir. Ayrıca, bu durum Avrupa genelinde yükselen aşırı sağ akımların Türkiye-AB ilişkilerine olası etkileri açısından da değerlendirilmelidir. Türk dış politikası, bu tür olayların Türkiye’nin AB üyelik sürecine ve vize serbestisi müzakerelerine yansımalarını hesaba katmak zorundadır. Kısa vadede doğrudan bir etki beklenmese de, orta vadede Avrupa’daki İslam karşıtlığının artması Türkiye’nin bölgesel güvenlik çıkarlarını dolaylı olarak etkileyebilir.