ABD Başkanı Donald Trump, ikinci döneminde izlediği politikalar ile Soğuk Savaş döneminin simge doktrinlerinden biri olan bağlantısızlık (non-alignment) kavramını, postkolonyal solun terk edilmiş bir mirasını, tek başına yeniden canlandırıyor. Başkan Trump’ın geleneksel müttefiklik ilişkilerini sorgulayan, ticaret savaşlarını tırmandıran ve uluslararası kurumlardan çekilme sinyali veren hamleleri, gelişmekte olan ülkelerin yıllar önce benimsediği bağlantısızlık ilkesinin, bu kez dünyanın en büyük ekonomisi tarafından uygulanması anlamına geliyor.
Soğuk Savaş mirasının yeniden yorumlanması
Bağlantısızlık hareketi, Soğuk Savaş’ın iki kutuplu dünyasında, 1961 yılında Yugoslavya, Hindistan, Endonezya, Mısır ve Gana gibi ülkeler tarafından kuruldu. Temel amacı, ABD ve Sovyetler Birliği arasında tarafsız kalmak, hiçbir askeri blokta yer almamaktı. Ancak Trump’ın uyguladığı bağlantısızlık, bu tarihsel çerçeveden farklı. Trump, ABD’nin NATO, BM ve Dünya Ticaret Örgütü gibi kurumlardaki lider rolünü sorguluyor, müttefiklerini savunma harcamalarını artırmaya zorluyor ve ticarette karşılıklılık ilkesini dayatıyor. Bu, bir tür “Amerikan bağlantısızlığı” olarak nitelenebilir: Washington, küresel sorumluluklarından kaçınırken, kendi çıkarlarını ön planda tutuyor.
Ekonomi politikaları da bu dönüşümün önemli bir ayağını oluşturuyor. Trump’ın Çin’e yönelik sert ticaret tarifeleri ve “Amerika Birinci” söylemi, bir zamanlar gelişmekte olan ülkelerin benimsediği ithal ikameci ve korumacı ekonomik modelleri anımsatıyor. Oysa bu politika, küreselleşmenin en büyük kazançlısı olan ABD gibi bir güç için alışılmadık bir duruş. Trump, serbest ticaret anlaşmalarını yeniden müzakere etmeye çalışırken, dünya ticaret sisteminin temel taşlarından biri olan DTÖ’yü adeta işlemez hale getiriyor.
Küresel güvenlik ve ticaret sistemi sarsılıyor
Trump’ın bağlantısızlık yorumu, sadece ABD’nin değil, tüm küresel sistemin dengesini değiştiriyor. NATO içinde Avrupalı müttefikler, ABD’nin savunma şemsiyesine olan güvenlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya. Başkan’ın Rusya’ya yönelik nispeten ılımlı tutumu ve Ukrayna’ya yardımları durdurma tehdidi, Transatlantik bağları zayıflatıyor. Asya’da ise Trump’ın Kuzey Kore ile zirveleri ve Çin’e karşı izlediği mekik diplomasisi, ABD’nin bölgedeki geleneksel müttefikleri Japonya ve Güney Kore’yi rahatsız ediyor. Bu ülkeler, kendi savunma bütçelerini artırmak zorunda kalırken, bazıları Çin ile yakınlaşma arayışına giriyor.
Ekonomik cephede, bağlantısızlık doktrininin bir yansıması olarak ABD, kendi çıkarlarına uygun “seçici” bir küresel ticaret düzeni inşa etmeye çalışıyor. Trump yönetimi, gelişmekte olan ülkelere ticari ayrıcalıklar tanıyan Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi’ni (GSP) sorgularken, Çin’e karşı teknoloji savaşını yoğunlaştırıyor. Bu durum, küresel değer zincirlerini yeniden şekillendirirken, gelişmekte olan ülkeler için hem tehdit hem de fırsat yaratıyor. Çin, ABD’nin boşalttığı alanı doldurmaya çalışırken, Hindistan ve Brezilya gibi diğer büyük güçler de kendi etki alanlarını genişletme peşinde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak bağlantısızlık hareketine ilgi duymuş, ancak NATO üyeliği ile Batı bloğunda yer almıştır. Trump’ın bağlantısızlık yorumu, Türkiye’ye çok yönlü bir dış politika için yeni manevra alanı açıyor. Ankara, bir yandan NATO içindeki yükümlülüklerini sorgularken, diğer yandan Rusya ve Çin ile enerji, savunma ve ticaret alanlarında derinleşen iş birliği sayesinde bu yeni ortamdan faydalanabilir. Ekonomik olarak, ABD’nin korumacı politikaları Türk ihracatçıları için risk oluşturabilir; ancak ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşında Türkiye, özellikle tekstil ve otomotiv sektörlerinde bir üretim üssü olarak öne çıkabilir. Güvenlik boyutunda ise, ABD’nin Suriye’den çekilme kararı ve PKK/YPG ile ilişkileri, Türkiye’nin sınır güvenliğini doğrudan etkiliyor. Ankara, bu boşluktan yararlanarak kendi askeri çözümlerini uygulama şansı buluyor. Sonuç olarak, Trump’ın bağlantısızlık doktrini, Türkiye’nin geleneksel Batı ittifakını sorgulamasına ve daha özerk bir dış politika izlemesine zemin hazırlıyor.