ABD Başkanı Donald Trump, New York Times/Siena College tarafından yapılan ve onay oranını %34 olarak gösteren anketi reddederek, gerçek onay oranının %60 olduğunu savundu. Anket, 1946'dan bu yana ara seçimlere yaklaşan bir başkan için en düşük onay oranını işaret ediyor. Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada anketleri “sahte” olarak nitelendirdi ve kendi ekibinin yaptırdığı anketlerde daha yüksek sonuçlar aldığını öne sürdü.
Anketin Ayrıntıları ve Tarihsel Karşılaştırma
New York Times/Siena College anketi, 6-10 Eylül tarihleri arasında 1.200'den fazla kayıtlı seçmenle görüşülerek gerçekleştirildi. Ankete göre, Trump'ın görev onayı %34 seviyesinde. Bu oran, 1946'da Harry Truman'ın ara seçimler öncesinde aldığı %33'lük onay oranından bu yana bir başkan için en düşük seviye olarak kaydedildi. Anketin hata payı ±3 puan olarak belirtildi. Trump, anket sonuçlarını “tamamen uydurma” olarak değerlendirirken, Beyaz Saray Sözcüsü konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.
Trump, 2016 seçimlerinden bu yana anketlere karşı eleştirel bir tutum sergiliyor. Başkanlığı döneminde de sık sık anket sonuçlarını reddetmiş ve kendi destekçi kitlesinin anket şirketleri tarafından yeterince temsil edilmediğini savunmuştu. Bu kez de benzer bir strateji izleyerek, anket sonuçlarının gerçeği yansıtmadığını ve medyanın kendisine karşı önyargılı olduğunu dile getirdi. Trump, “Gerçek anketler, insanların sokakta bana gösterdiği sevgiyi yansıtıyor. New York Times anketi sahte haberlerin bir parçası.” ifadelerini kullandı.
Siyasi Bağlam ve Olası Etkiler
Anket sonuçları, Trump'ın 2026 ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti içindeki konumunu ve genel seçmen nezdindeki desteğini sorgulatıyor. Uzmanlar, düşük onay oranlarının özellikle bağımsız seçmenler ve ılımlı Cumhuriyetçiler üzerinde etkili olabileceğini belirtiyor. Ancak Trump'ın bu tür anketleri reddetmesi, destekçi tabanını harekete geçirme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Diğer yandan, anket şirketleri ve medya kuruluşları, Trump'ın iddialarının gerçek dışı olduğunu ve metodolojik olarak sağlam anketlerin kamuoyu eğilimlerini doğru yansıttığını savunuyor.
Tarihsel olarak, başkanların ara seçimler öncesi onay oranları, partilerinin seçim performansı üzerinde belirleyici olmuştur. Truman'ın 1946'daki düşük onayı, Cumhuriyetçilerin Kongre'de çoğunluğu almasıyla sonuçlanmıştı. Benzer bir senaryonun tekrarlanması, Trump'ın yasama gündemini zorlaştırabilir. Ancak Trump, ekonomik göstergelerin güçlü olduğunu ve seçmenlerin gerçek sorunlara odaklandığını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Başkanı Trump'ın iç kamuoyundaki onay oranlarına ilişkin tartışma, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, ABD siyasetindeki istikrarsızlık algısı küresel piyasalar ve jeopolitik denge açısından önem taşıyor. Türkiye-ABD ilişkileri, savunma işbirliği, ticaret ve bölgesel güvenlik konularında hassas bir dönemden geçerken, Başkan Trump'ın zayıflayan siyasi konumu, iki ülke arasındaki müzakerelerde Türkiye'nin elini güçlendirebilir veya belirsizlik yaratabilir. Özellikle F-16 satışı ve İsveç'in NATO üyeliği gibi dosyalarda, ABD Kongresi'nin tutumu ile Başkan'ın siyasi sermayesi arasındaki denge, Türk dış politikası açısından yakından izlenmeli.