ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim vaadi olan 'Altın Filo' savaş gemisi inşa programının maliyetinin 455 milyar dolara ulaşabileceği tahmin ediliyor. Bu rakam, Beyaz Saray'ın ilk tahminlerinin çok üzerinde. Demokratlar, bütçe açığını artıracağı gerekçesiyle programa ayrılan fonun engellenmesi için Kongre'de mücadele veriyor. Söz konusu program, ABD Donanması'nın modernizasyonunu ve Çin'in artan deniz gücüne karşı caydırıcılığı artırmayı hedefliyor.
Programın Detayları ve Maliyet Artışının Nedenleri
'Altın Filo' programı, Başkan Trump'ın 2024 seçim kampanyası sırasında ortaya attığı bir proje. Trump, ABD Donanması'nın 350 gemilik bir filoya ulaşmasını ve bu gemilerin en son teknolojiyle donatılmasını vaat etmişti. Ancak Kongre Bütçe Ofisi'nin (CBO) yaptığı son analiz, bu hedefin maliyetinin 455 milyar doları bulabileceğini ortaya koydu. Bu rakam, Beyaz Saray'ın açıkladığı 300 milyar dolarlık ilk tahmine kıyasla ciddi bir artış anlamına geliyor. Maliyet artışının arkasında, çelik ve diğer hammadde fiyatlarındaki yükseliş, işgücü maliyetlerindeki artış ve gemi inşa sürecindeki gecikmelerin yattığı belirtiliyor.
Program kapsamında inşa edilmesi planlanan gemiler arasında nükleer enerjiyle çalışan uçak gemileri, denizaltılar ve yeni nesil fırkateynler bulunuyor. Özellikle Columbia sınıfı nükleer denizaltıların maliyeti, projenin en büyük kalemini oluşturuyor. Ayrıca, otonom sistemler ve yapay zeka destekli savaş yönetim sistemlerinin entegrasyonu da bütçeyi şişiren unsurlar arasında gösteriliyor. Donanma yetkilileri, bu teknolojik yatırımların uzun vadede operasyonel maliyetleri düşüreceğini savunuyor.
Demokratların Tepkisi ve Siyasi Boyut
Demokrat Parti, programın bu kadar yüksek maliyetli olmasını eleştiriyor ve fonun başka öncelik alanlarına kaydırılmasını savunuyor. Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi'ndeki Demokrat üyeler, programın mevcut haliyle onaylanması halinde, eğitim, sağlık ve altyapı gibi alanlara ayrılan kaynakların kısılacağına dikkat çekiyor. Öte yandan, Cumhuriyetçi kanat ise programın ulusal güvenlik açısından kritik olduğunu ve Çin'in denizcilik alanındaki iddialı genişlemesine karşı koymak için gerekli olduğunu vurguluyor. Savunma Bakanı Pete Hegseth, Kongre'de yaptığı açıklamada, 'Altın Filo'nun caydırıcılık kapasitemizi artıracağını ve Amerikan istihdamına katkı sağlayacağını' söyledi.
Programın finansmanı için Trump yönetimi, savunma bütçesinin yanı sıra özel sektörden yatırım çekmeyi ve 'ulusal güvenlik tahvilleri' çıkarmayı planlıyor. Ancak bu tahvillerin getirisinin yüksek olması, faiz yükünü artıracak ve bütçe açığını daha da büyütecektir. Uzmanlar, bu adımın ABD'nin borç sürdürülebilirliği açısından risk oluşturabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
'Altın Filo' programı, yalnızca ABD'nin askeri kapasitesini değil, aynı zamanda küresel deniz gücü dengesini de etkileyecek. Çin'in Güney Çin Denizi'nde ve Tayvan çevresindeki faaliyetleri, ABD'nin deniz varlığını artırma isteğini tetikliyor. Uzmanlar, bu programın Çin ile ABD arasındaki gerilimi tırmandırabileceğini ve bölgesel bir silahlanma yarışını hızlandırabileceğini ifade ediyor. Öte yandan, Avrupa'daki NATO müttefikleri de ABD'nin bu hamlesini yakından izliyor. NATO'nun savunma harcamaları hedefi olan GSYH'nin yüzde 2'si, ABD'nin bu büyük harcamasıyla daha da önemli hale geliyor. Avrupa ülkeleri, kendi deniz kuvvetlerini güçlendirmek için ek bütçe ayırmak zorunda kalabilir.
Hint-Pasifik bölgesindeki müttefikler, özellikle Japonya, Avustralya ve Hindistan, ABD'nin bölgedeki varlığının artmasından memnuniyet duyacak görünüyor. Ancak bu ülkeler, ABD'nin maliyet yükünü paylaşmak konusunda baskıyla karşılaşabilir. Öte yandan, Rusya'nın Kuzey Denizi Rotası'ndaki askeri yığınakları ve Arktik'teki çıkarları da göz önüne alındığında, 'Altın Filo'nun küresel güvenlik mimarisini yeniden şekillendireceği değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'nin bu büyük savunma harcamasını NATO müttefiki olarak yakından izliyor. Programın hayata geçmesi, Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki güç dengesini dolaylı olarak etkileyebilir. ABD'nin donanma kapasitesini artırması, NATO'nun güney kanadında Türkiye'nin stratejik önemini artırabilir. Ancak, ABD'nin Yunanistan ile askeri işbirliğini derinleştirmesi ve Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları üzerindeki rekabet göz önüne alındığında, Türkiye'nin kendi deniz gücünü modernize etme ihtiyacı da artıyor. Ankara, kendi milli gemi inşa programlarına (MİLGEM gibi) hız vermeli ve NATO içindeki konumunu güçlendirmek için savunma harcamalarını artırmalıdır.