ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yayımladığı yapay zeka destekli bir videoda, ünlü komedyen Whoopi Goldberg ve oyuncu Robert De Niro'yu 'Trump Sersemlik Sendromu' (Trump Derangement Syndrome - TDS) teşhisi koyduğu bir sahneye yer verdi. Videoda, bir doktor rolündeki Trump, Goldberg ve De Niro'nun yapay zeka ile oluşturulmuş görüntülerini 'hasta' olarak kabul ediyor ve onlara yardım eli uzatmaya çalışıyor.
Videonun içeriği ve Trump'ın siyasi mesajı
Trump'ın Truth Social platformunda yayımladığı videoda, beyaz önlüklü bir doktor olarak görünen başkan, elinde bir dosyayla Goldberg ve De Niro'nun fotoğraflarını inceliyor. 'Bu hastalar ileri derecede TDS'den mustarip' diyen Trump, yapay zeka ile oluşturulan sahnede ünlülere reçete yazıyor. 'Trump Sersemlik Sendromu' ifadesi, Trump destekçileri arasında başkana karşı eleştirel tavır alan kişileri betimlemek için kullanılan bir terim. Bu tür videolar, Trump'ın seçim kampanyası döneminde sıklıkla başvurduğu provokatif içeriklerin bir parçası olarak dikkat çekiyor. Özellikle Goldberg ve De Niro gibi kendisini sürekli eleştiren isimleri hedef alan Trump, bu yolla hem tabanını konsolide etmeyi hem de medyanın gündemini belirlemeyi amaçlıyor.
Yapay zeka ve siyaset: Derin sahte içeriklerin yükselişi
Yapay zeka teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte, derin sahte (deepfake) videoların siyasette kullanımı artıyor. Trump'ın bu son videosu, yapay zeka ile üretilmiş içeriklerin seçim kampanyalarında ne kadar etkili olabileceğine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Uzmanlar, bu tür içeriklerin dezenformasyon riskini artırdığını belirtirken, Trump'ın destekçileri ise bunu mizahi bir ifade olarak yorumluyor. Video kısa sürede milyonlarca kez izlenirken, ABD'de yapay zeka kaynaklı siyasi içeriklerin düzenlenmesine yönelik çağrılar güçleniyor. Bu durum, 2024 seçimleri öncesinde dijital propaganda yöntemlerine ilişkin kaygıları artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD siyasetinde yapay zeka kullanımı, Türkiye açısından da yakından izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye'nin de güçlü bir dijital medya ekosistemi bulunuyor ve benzer dezenformasyon riskleriyle karşı karşıya. ABD'deki bu tür örnekler, Türkiye'de de siyasi aktörlerin yapay zeka destekli içerikler üretebileceğine işaret ediyor. Ayrıca, Trump'ın provokatif üslubu, küresel siyasette liderlerin sosyal medyayı nasıl kullandığına dair önemli bir örnek teşkil ediyor. Türk diplomatlarının bu tür gelişmeleri takip ederek, dijital siyasetin uluslararası boyutuna hazırlıklı olması gerekiyor.