ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanı (HHS) Robert F. Kennedy Jr., ülkenin en büyük Müslüman sivil hakları örgütü olan Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi’ni (CAIR) terörle bağlantılı olduğu iddiasıyla soruşturma başlattığını duyurdu. The Intercept’in haberine göre, Kennedy yönetimi, CAIR’in “terörizmi araştırdığını” ancak asıl hedefin örgütün kendisi olduğunu öne sürüyor. Bu hamle, Cumhuriyetçilerin 2026 ara seçimleri öncesinde İslamofobi temalı söylemlerini yoğunlaştırdığı bir döneme denk geliyor. Kennedy’nin bu adımı, hem sivil haklar savunucuları hem de Müslüman toplumu tarafından sert tepkiyle karşılandı.
CAIR’e Yönelik Soruşturma ve Arka Planı
RFK Jr., daha önce aşı karşıtlığı ve komplo teorileriyle tanınan bir isimken, Trump yönetiminde HHS Bakanı olarak atanmasıyla dikkat çekmişti. Şimdi ise terörle mücadele alanında da söz sahibi olduğunu iddia ediyor. CAIR, 1994 yılında kurulmuş ve Amerikan Müslümanlarının sivil haklarını savunan en büyük örgüt olarak biliniyor. Örgüt, birçok kez federal soruşturmalara hedef olmuş ancak hiçbir zaman terör bağlantısı kanıtlanamamıştı. Kennedy’nin soruşturmayı HHS bünyesinde başlatması, bakanlığın yetki alanını aştığı gerekçesiyle hukuki tartışmalara yol açtı. Uzmanlar, bu soruşturmanın siyasi motivasyonlu olduğunu ve Müslüman toplumunu hedef aldığını belirtiyor.
CAIR yöneticileri, soruşturmayı “absürt ve ırkçı” olarak nitelendirirken, örgütün avukatları dava hazırlıklarına başladı. Öte yandan, Cumhuriyetçi politikacılar, özellikle Trump yanlısı isimler, Kennedy’nin bu adımını desteklerken, Demokratlar ve sivil haklar örgütleri sert kınama yayınladı.
İslamofobi Siyasetinin Yükselişi
RFK Jr.’ın bu hamlesi, ABD’de ara seçim öncesinde Cumhuriyetçilerin İslamofobi temalı kampanyalarını yansıtıyor. Özellikle Trump’ın Müslüman yasağından bu yana, Cumhuriyetçi adaylar, Müslüman karşıtı söylemleri seçim malzemesi yapıyor. 2026 ara seçimlerinde Kongre’nin kontrolünü ele geçirmek isteyen Cumhuriyetçiler, terörle mücadeleyi ön plana çıkararak tabanlarını motive etmeyi hedefliyor. Ancak bu strateji, Müslüman toplumunun yanı sıra sivil haklar savunucuları tarafından da eleştiriliyor. Sivil özgürlükler kuruluşu ACLU, Kennedy’nin soruşturmasının anayasaya aykırı olduğunu ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini savunuyor.
ABD’deki Müslüman nüfus, yaklaşık 3.5 milyon kişiden oluşuyor ve son yıllarda siyasi katılımları artıyor. Ancak bu tür hedef gösteren politikalar, Müslüman Amerikalıların korku ve baskı altında yaşamasına neden oluyor. Uzmanlar, Kennedy’nin bu adımının seçim sonuçlarına etkisinin sınırlı olacağını, ancak uzun vadede toplumsal kutuplaşmayı derinleştireceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD’de Müslüman karşıtı söylemlerin kurumsal bir boyut kazandığını gösteriyor. Türkiye, NATO müttefiki ABD ile ilişkilerinde, Müslüman haklarına yönelik bu tür hamleleri yakından izlemektedir. CAIR gibi sivil toplum örgütlerinin hedef alınması, ABD’deki Müslüman toplulukların yanı sıra Türk kökenli Amerikalıların da haklarını etkileyebilir. Ankara, bu durumu, İslamofobinin küresel bir sorun olduğu yönündeki tezini güçlendiren bir argüman olarak kullanabilir. Ayrıca, Türk dış politikası, ABD’nin iç siyasetindeki İslamofobi temalı eğilimlerin, ikili ilişkilerdeki güven sorununu artırabileceği uyarısında bulunabilir.