Eski ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan tarihinin en tartışmalı liderlerinden biri olarak hafızalara kazındı. Görevde kaldığı dört yıl boyunca, ülkesinin iç ve dış politikasında köklü değişiklikler yaptı. Ancak birçok analiste göre bu değişiklikler, ABD'yi küresel ölçekte daha zayıf bir konuma getirdi. İşte Trump'ın Amerika'yı zayıflattığı 10 temel alan.
Gelişmenin Arka Planı
Trump'ın başkanlığı, geleneksel Amerikan dış politikasından keskin bir sapmayı temsil etti. "America First" söylemi, uluslararası işbirliğinden çok tek taraflı çıkarları ön plana çıkardı. Bu yaklaşım, müttefiklerle ilişkileri gerdi ve ABD'nin küresel liderlik rolünü sorgulanır hale getirdi. Özellikle NATO zirvelerinde müttefiklere yönelik sert eleştiriler, transatlantik bağları zedeledi.
Ekonomi alanında ise ticaret savaşları başlatıldı. Çin ile girdiği ticaret mücadelesi, küresel tedarik zincirlerini bozdu ve belirsizliği artırdı. Aynı şekilde, göçmen karşıtı politikalar ve seyahat yasakları, ülkenin uluslararası imajına gölge düşürdü. Amerikan kurumları üzerindeki baskılar ise demokrasinin işleyişi konusunda endişeler yarattı.
Trump'ın karar alma süreçlerinde sergilediği öngörülemezlik, müttefiklerin ABD'ye olan güvenini azalttı. İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekilme, Paris İklim Anlaşması'ndan ayrılma gibi adımlar, ABD'nin uluslararası taahhütlerini yerine getiremeyeceği izlenimini güçlendirdi. Bu durum, ABD'nin yumuşak gücünü de ciddi şekilde aşındırdı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump döneminin etkileri sadece ABD ile sınırlı kalmadı. Orta Doğu'da İran'a yönelik azami baskı politikası, bölgede gerilimi tırmandırdı. Rusya'ya yönelik belirsiz tutum, Avrupa'nın güvenlik mimarisinde çatlaklara yol açtı. Çin ile stratejik rekabet, Asya'da yeni dengelerin oluşmasına neden oldu.
Küresel yönetişim alanında, ABD'nin Dünya Sağlık Örgütü'ne yönelik eleştirileri ve finansman kesintileri, pandemiyle mücadeleyi zorlaştırdı. Aynı şekilde, BM ve diğer uluslararası örgütlere karşı takınılan tavır, çok taraflılığın itibarını sarstı. Bu durum, yükselen güçlerin (Çin, Rusya) etki alanlarını genişletmesine zemin hazırladı.
Özellikle dijital ve teknoloji alanında, ABD'nin Çin şirketlerine yönelik yaptırımları iletişim teknolojilerinde bloklaşmayı hızlandırdı. Apple, Google gibi devlerin Çin pazarından çekilme riski, küresel teknoloji ekosistemini olumsuz etkiledi. Trump'ın göç politikaları ise silikon vadisi gibi teknoloji merkezlerinin yetenek havuzunu daralttı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump dönemi, Türk-Amerikan ilişkilerinde inişli çıkışlı bir seyir izledi. S-400 krizi nedeniyle ABD'nin Türkiye'yi F-35 programından çıkarması ve CAATSA yaptırımları, savunma sanayinde bağımlılığın azaltılması ihtiyacını ortaya koydu. Öte yandan, Suriye'deki YPG ile işbirliği konusundaki anlaşmazlıklar ilişkileri daha da karmaşıklaştırdı. Trump'ın öngörülemez politikaları, Türkiye'yi alternatif ittifaklar ve savunma hamleleri aramaya yöneltti. Bu dönemde Türkiye, yerli savunma sanayine öncelik vererek, dış kaynaklı kırılganlıkları azaltma yoluna gitti. Biden yönetimiyle ilişkiler normalleşme eğilimi gösterse de Trump döneminin mirası, iki ülke arasındaki güven bunalımının sürdüğüne işaret ediyor.