ABD'nin siber güvenlikten sorumlu en üst düzey sivil kurumu olan Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), Trump yönetiminin kaynak kesintileri ve yetki daraltmaları nedeniyle yapay zeka (YZ) çağına zayıflamış bir şekilde giriyor. Washington, birden fazla kurumun katılımıyla yeni bir siber güvenlik stratejisi oluşturmaya çalışırken, CISA'nın bütçesinin düşürülmesi ve görev alanının daraltılması, ABD'nin YZ destekli siber saldırılara karşı hazırlıksız olduğu endişelerini artırıyor. Uzmanlar, YZ'nin siber saldırıları otomatikleştirme ve daha da karmaşık hale getirme potansiyelinin, mevcut savunma mekanizmalarını yetersiz bırakabileceği uyarısında bulunuyor.
Yapay Zeka Çağında Azalan Kaynaklar
CISA, 2018 yılında kurulduğundan beri kritik altyapıları koruma ve siber tehditlere karşı koordinasyon sağlama görevini üstlenmişti. Ancak Trump yönetimi, siber güvenliğin daha çok özel sektörün sorumluluğunda olması gerektiğini savunarak ajansın bütçesini %15 oranında kesti ve bazı görevlerini askıya aldı. Bu kesintiler, özellikle YZ tabanlı tehditlerin hızla arttığı bir dönemde eleştiriliyor. Uzmanlar, YZ'nin siber saldırganlara daha hızlı kod yazma, kendini uyarlayabilen kötü amaçlı yazılımlar oluşturma ve savunma sistemlerini otomatik olarak test etme imkanı verdiğini belirtiyor. Bu durum, geleneksel siber güvenlik önlemlerinin yetersiz kalmasına neden olurken, CISA gibi merkezi bir ajansın azalan kaynaklarla mücadele etmek zorunda kaldığına dikkat çekiliyor.
Bu süreçte, Washington'daki çeşitli kurumlar arasında YZ siber güvenliği konusunda yetki kargaşası yaşanıyor. Beyaz Saray, kısa süre önce yayımladığı bir yürütme emriyle birden fazla kurumun koordinasyonunu hedefliyor ancak bu çabanın CISA'nın zayıflamasını telafi edip edemeyeceği belirsiz. Öte yandan, Rusya, Çin ve Kuzey Kore gibi ülkelerin YZ destekli siber operasyonlarını hızlandırdığı rapor ediliyor. CISA'nın eski direktörü Chris Krebs, "YZ saldırılarına karşı en savunmasız olduğumuz anda kendimizi küçültüyoruz" diyerek endişelerini dile getirdi.
Küresel ve Bölgesel Boyut
ABD'nin siber güvenlikteki bu zafiyeti, küresel çapta domino etkisi yaratma potansiyeli taşıyor. ABD, tarihsel olarak siber güvenlik standartlarını belirleyen ve müttefiklerini bu alanda koordine eden bir ülke konumunda. Ancak mevcut zayıflık, müttefik ülkelerin de kendi savunmalarını güçlendirmek zorunda kalmasına yol açabilir. Özellikle NATO üyesi ülkeler, ABD'nin siber kalkanının delik deşik olduğu bir ortamda kendilerini daha savunmasız hissediyor. YZ'nin siber saldırılarda kullanımı, finansal piyasalar, enerji şebekeleri ve sağlık sistemleri gibi kritik altyapıları tehdit ediyor. Avrupa Birliği, yeni YZ düzenlemesiyle bu alanı denetlemeye çalışırken, ABD'nin yaşadığı bu kriz küresel iş birliğini daha da karmaşık hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin siber güvenlik alanındaki bu zafiyeti, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Bir yandan ABD'nin siber tehditlere karşı daha az müdahaleci olması, Türkiye'nin kendi siber güvenlik çözümlerini geliştirmesi için bir fırsat penceresi açabilir. Öte yandan, küresel siber tehditlerin artması ve ABD'nin müdahale kabiliyetinin azalması, Türkiye'nin de hedef olma riskini artırabilir. Türkiye'nin, kritik altyapılarını korumak için YZ tabanlı savunma sistemlerine yatırım yapması ve uluslararası siber güvenlik iş birliklerine daha aktif katılması bu dönemde stratejik önem taşıyor. Ayrıca, ABD'nin bu alandaki boşluğu, Çin gibi rakip ülkeler tarafından doldurulmaya çalışılabilir ki bu da Türkiye'nin siber alandaki bağımsızlığını korumasını gerektiriyor.