ABD Başkanı Donald Trump, ülkenin 250. kuruluş yıldönümü kutlamaları kapsamında düzenlenen bir etkinlikte, selefi Theodore Roosevelt ile kendisi arasında paralellik kurdu. Trump, konuşmasında Roosevelt'in başkanlık dönemindeki ekonomik ve ulusal güvenlik hamlelerini kendi politikalarına benzeterek, "Theodore Roosevelt Amerika'yı büyük yaptı, ben de aynısını yapıyorum" ifadelerini kullandı. Etkinlik, ABD'nin bağımsızlık ilanının 250. yılına denk gelen 2026 yılına hazırlık amacıyla gerçekleştirildi. Trump'ın bu benzetmesi, tarihçiler ve siyasi yorumcular arasında tartışmalara yol açarken, Başkan'ın kendisini Amerikan tarihinin en etkili liderlerinden biriyle özdeşleştirme çabası olarak değerlendirildi.
Benzetmenin arka planı
Trump, konuşmasında Roosevelt'in 1901-1909 yılları arasındaki başkanlık döneminde uyguladığı "kare politika" (Square Deal) reformlarını ve Panama Kanalı'nın inşası gibi büyük altyapı projelerini övdü. Kendi döneminde gerçekleştirdiği vergi indirimleri, deregülasyon ve ticaret anlaşmalarını yeniden müzakere etme çabalarını Roosevelt'in mirasıyla ilişkilendirdi. Ayrıca, ABD-Meksika sınırına duvar inşa etme projesini de Roosevelt'in ulusal sınırları güvence altına alma vizyonuna benzeterek, "O da sınırlarımızı korudu, ben de koruyorum" dedi. Tarihçiler, Roosevelt'in döneminin ABD'de ilerici reformlarla anıldığını ancak Trump'ın politikalarının daha çok muhafazakar çizgide olduğunu belirterek bu benzetmeyi eleştirdi.
Bölgesel ve küresel boyutu
Trump'ın Roosevelt benzetmesi, sadece iç politikada değil, uluslararası alanda da yankı buldu. Roosevelt, döneminde ABD'nin küresel bir güç olarak yükselmesini sağlamış ve "büyük sopa" (Big Stick) politikasıyla Latin Amerika'da etkinlik kurmuştu. Trump'ın bu benzetmeyle, ABD'nin Çin ve Rusya karşısında yeniden liderlik rolü üstlenme arzusunu vurguladığı yorumları yapıldı. Özellikle Asya-Pasifik bölgesinde ticaret savaşları ve askeri varlık konularında Trump'ın söylemleri, Roosevelt'in emperyalist politikalarını hatırlattı. Ancak bazı analistler, günümüz koşullarının 20. yüzyıl başından farklı olduğunu ve bu benzetmenin gerçekçi olmadığını savundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın Roosevelt'e öykünmesi, Türkiye-ABD ilişkileri bağlamında dikkatle izlenmelidir. Roosevelt dönemi ABD'nin imparatorluk siyasetinin zirve yaptığı yıllardı; Trump'ın bu retoriği, ABD'nin küresel müdahaleci politikalarına geri dönüş sinyali olarak yorumlanabilir. Türkiye, özellikle Suriye ve Doğu Akdeniz'de ABD'nin artan askeri angajmanından endişe duyabilir. Ayrıca, Trump'ın ticaret savaşları ve gümrük tarifeleri, Türkiye ekonomisi üzerinde ek baskı yaratabilir. Ancak diğer yandan, ABD'nin Çin'e karşı sert tutumu, Türkiye için yeni ticaret koridorları açma potansiyeli taşıyor. Bu benzetme, ABD'nin önümüzdeki dönemde daha agresif bir dış politika izleyebileceğine işaret etmektedir.