ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, imzaladığı bir muhtıra ile Pentagon bünyesinde saldırı ve savunma amaçlı insansız sistemlerin yönetimini üstlenecek yeni bir birim kurdu. Doğrudan Raporlama Portföy Yöneticisi-İnsansız Sistemler (DRPM-UxS) adını taşıyan bu birim, daha önce dağınık haldeki otonom sistem projelerini tek bir çatı altında toplayarak koordinasyonu artırmayı hedefliyor. Karar, ABD'nin insansız hava, kara ve deniz araçlarına yönelik yatırımlarının hızlandığı bir dönemde alındı.
Gelişmenin arka planı
Pentagon'un yeni birimi, otonom sistemlerin araştırma, geliştirme, test ve değerlendirme süreçlerini merkezi bir otorite altında toplayacak. Hegseth'in muhtırasına göre DRPM-UxS, Savunma Bakanlığı'nın farklı kademelerinde yürütülen projeleri denetleyecek ve kaynakların daha etkin kullanılmasını sağlayacak. Birim, ayrıca otonom sistemlerin etik kullanımına ilişkin standartlar belirleme yetkisine de sahip olacak.
Bu adım, ABD ordusunun insansız sistemlere artan ilgisinin bir yansıması. Ukrayna savaşında insansız hava araçlarının (İHA) etkin kullanımı, otonom sistemlerin savaş alanındaki rolünü yeniden tanımladı. ABD, özellikle Çin ve Rusya karşısında teknolojik üstünlüğünü korumak için otonom sistemlere büyük yatırım yapıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Pentagon'un bu hamlesi, küresel silahlanma yarışında yeni bir aşamaya işaret ediyor. Otonom sistemler, özellikle insansız hava araçları, düşük maliyetleri ve yüksek etkinlikleri nedeniyle birçok ülke tarafından tercih ediliyor. ABD'nin bu alandaki merkezileşme çabası, hem teknolojik liderliğini pekiştirmek hem de etik ve yasal boşlukları kapatmak amacı taşıyor.
Birleşmiş Milletler bünyesinde otonom silahların kontrolüne yönelik müzakereler sürerken, ABD'nin bu alandaki iç düzenlemeleri uluslararası normların şekillenmesinde belirleyici olabilir. Uzmanlar, ABD'nin otonom sistemlerde standart belirleme çabalarının, müttefik ülkeler tarafından da örnek alınabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, insansız hava araçları alanında önemli bir oyuncu haline gelmiş durumda. Bayraktar TB2 ve AKINCI gibi platformlar, Türkiye'nin bu alandaki kabiliyetlerini göstermektedir. Pentagon'un otonom sistemlerde merkezileşme hamlesi, Türkiye'nin de kendi savunma sanayisinde benzer bir koordinasyon ve standardizasyon ihtiyacını gündeme getirebilir. Ayrıca, ABD'nin otonom sistemlere yönelik etik düzenlemeleri, Türkiye'nin ihraç ettiği İHA'ların kullanımına ilişkin uluslararası tartışmaları da etkileyebilir. Türkiye, gelişmeyi yakından takip etmeli ve kendi otonom sistem politikalarını bu doğrultuda gözden geçirmelidir.