ABD Başkanı Donald Trump, Avrupa Birliği'nin Kanada'yı ilk kez ortak üye olarak kabul etme önerisine sert tepki göstererek, bloğun bu adımının düşmanca bir eylem olarak değerlendirilmesi halinde AB ile ticareti kesme tehdidinde bulundu. Trump, Çarşamba günü gazetecilerin sorusu üzerine yaptığı açıklamada, "Bence bu gülünç" dedi ve ekledi: "Eğer bunu yaparlarsa, bunu düşmanca bir davranış olarak görürsem, ticareti keserim."
AB-Kanada Ortaklık Planının Arka Planı
Avrupa Birliği'nin Kanada'ya sunduğu ortak üyelik statüsü, Brüksel'in gelecekteki genişleme stratejisinin bir parçası olarak ortaya çıktı. AB yetkililerine göre bu adım, Kanada ile mevcut ticaret ve işbirliği anlaşmalarını derinleştirmeyi ve ülkeyi bloğun karar alma mekanizmalarına daha yakın konumlandırmayı amaçlıyor. Kanada, AB ile Kapsamlı Ekonomik ve Ticaret Anlaşması (CETA) aracılığıyla zaten güçlü ekonomik bağlara sahip. Ortak üyelik, Kanada'ya bazı AB programlarına katılım ve politika diyaloglarında danışmanlık rolü gibi avantajlar sağlayabilir.
Ancak bu plan, transatlantik ilişkilerde yeni bir gerilim hattı oluşturdu. Trump yönetimi, AB'nin genişleme hamlelerini uzun süredir ABD'nin küresel ticaret ve güvenlik çıkarlarına meydan okuma olarak görüyor. Özellikle Trump'ın "Önce Amerika" politikası çerçevesinde, AB'nin ekonomik etki alanını genişletmesi Washington'da rahatsızlıkla karşılanıyor.
Trump'ın açıklamaları, geçmişte Kanada'ya yönelik sert söylemlerini de hatırlatıyor. 2018'de G7 zirvesinde Kanada Başbakanı Justin Trudeau'yu "zayıf ve dürüst olmayan" olarak nitelendiren Trump, ticaret anlaşmalarında Kanada'ya taviz vermekten kaçınmıştı. Şimdi ise AB üzerinden Kanada'ya yönelik bir tehdit savurması, ticaret savaşlarının yeni bir cepheye taşınabileceğini gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB'nin Kanada hamlesi, küresel ticaret dinamikleri açısından önemli bir dönüm noktası olabilir. AB, son yıllarda stratejik otonomi hedefi doğrultusunda farklı bölgelerle ilişkilerini güçlendirmeye çalışıyor. Kanada gibi gelişmiş bir ekonomiyle ortaklık, AB'nin uluslararası arenadaki ağırlığını artırabilir. Ancak bu durum, ABD ile olan ticaret gerilimlerini tırmandırabilir. Trump'ın tehdidi, ABD'nin mevcut ticaret politikalarının bir yansıması olarak görülüyor; zira Washington, Çin ile yaşadığı ticaret savaşının ardından müttefiklerine karşı da benzer bir tutum sergiliyor.
Uzmanlar, Trump'ın tehdidinin yalnızca seçim dönemi söylemi olmadığını, aynı zamanda ABD'nin ekonomik çıkarlarını koruma refleksi olduğunu belirtiyor. ABD ile AB arasındaki ticaret hacmi yıllık 1 trilyon doları aşıyor. Ticaretin kesilmesi halinde hem Avrupa hem de ABD ekonomileri ciddi zarar görebilir. Otomotiv, havacılık, tarım ve ilaç sektörleri en kırılgan alanlar arasında. Ayrıca NATO içindeki işbirliği de bu gerilimden olumsuz etkilenebilir.
Kanada cephesinden henüz resmi bir yanıt gelmedi. Ancak Ottawa'nın, AB ile ilişkilerini derinleştirmek ile ABD ile olan hayati ticaret bağlarını korumak arasında denge kurmaya çalışacağı tahmin ediliyor. Kanada'nın ABD'ye ihracatı, toplam ihracatının yaklaşık yüzde 75'ini oluşturuyor; bu da Kanada'yı Washington'a karşı son derece hassas bir konuma yerleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Kanada'ya ortak üyelik teklifi, Türkiye'nin AB üyelik süreci açısından dolaylı ancak önemli bir mesaj içeriyor. Türkiye, on yıllardır AB üyeliği için müzakere yürütürken, Birliğin Kanada gibi bir ülkeye "ortak üye" statüsü sunması, AB'nin genişleme politikasındaki önceliklerini sorgulatıyor. Ayrıca Trump'ın tehdidi, ABD ile AB arasındaki ticaret savaşlarının derinleşebileceğini gösterirken, Türkiye gibi hem AB hem ABD ile yoğun ticari ilişkileri olan ülkeler için risk oluşturuyor. Ankara, olası bir transatlantik ticaret krizinde denge politikası izlemek zorunda kalabilir. Öte yandan Türkiye, AB'nin stratejik otonomi arayışını kendi lehine çevirmek için yeni diplomasi kanalları arayabilir.