Eski ABD Başkanı Donald Trump, 2026 ara seçimlerinde Cumhuriyetçilerin zaferi durumunda tüm yetişkin Amerikalılara 5.000 dolar ödeme sözü verdi. Bu vaat, ekonomik popülist bir hamle olarak yorumlanırken, hem siyasi yelpazenin her iki tarafından hem de kendi destekçi kitlesinden şüpheyle karşılandı. Ödemenin 'temettü' olarak adlandırılması, federal bütçe üzerinde yaratacağı muazzam yük nedeniyle ciddi soru işaretleri doğurdu.
Vaadin Arka Planı ve Ekonomik Gerçekler
Trump, son mitinglerinde ve sosyal medya paylaşımlarında, 2026 ara seçimlerini kazanmaları halinde "Amerikan halkına tarihi bir temettü dağıtacaklarını" söylüyor. Ancak bu vaadin maliyeti, kabaca 260 milyon yetişkin için 1,3 trilyon doları buluyor. Bu rakam, ABD'nin yıllık federal bütçesinin yaklaşık %20'sine denk geliyor. Ülkenin halihazırda 36 trilyon doları aşan ulusal borcu düşünüldüğünde, ödemenin nasıl finanse edileceği sorusu yanıtsız kalıyor.
Trump, fon kaynağı olarak "tarifelerden elde edilecek gelir" ve "ekonomik büyüme"yi işaret ediyor. Fakat ekonomistler, Çin başta olmak üzere uygulanan gümrük tarifelerinin yıllık getirisinin 100 milyar dolar civarında olduğunu, bunun da vaat edilen meblağın çok altında kaldığını belirtiyor. Ayrıca, bu tür bir doğrudan ödemenin enflasyonu tetikleyeceği ve Federal Rezerv'in faiz politikasını zorlaştıracağı uyarısı yapılıyor. Benzer bir ödeme 2020'de pandemi döneminde 1.200 dolarlık teşvik çekleriyle yapılmıştı; o dönemde bile bütçe açığı rekor seviyeye ulaşmıştı.
Siyasi Yelpazeden ve Destekçilerden Tepkiler
Demokratlar, vaadi "sorumlusuzca bir seçim rüşveti" olarak nitelendiriyor. Senato Çoğunluk Lideri Chuck Schumer, "Trump, seçmenlere gerçekleşmeyecek hayaller satıyor. Bu para yok, olsa da nasıl dağıtılacağı belli değil" dedi. Bazı Cumhuriyetçi senatörler ise sessiz kalırken, mali muhafazakâr kanattan itirazlar yükseliyor. Örneğin, Senatör Rand Paul, "Bu tür bir sosyal yardım, Cumhuriyetçi değerlerle bağdaşmaz" ifadesini kullandı.
Trump'ın tabanında ise karışık bir tablo var. Michigan'da bir mitinge katılan emekli işçi Mike Johnson, "Trump'a güveniyorum ama bu kadar parayı nereden bulacak? Yine de o söylüyorsa bir bildiği vardır" derken, Teksaslı küçük işletme sahibi Sarah Miller, "Bu vaat gerçekçi değil. Enflasyon zaten canımızı yakmışken, bir de bu para piyasaya sürülürse her şey daha pahalı olur" diye konuştu. Anketler, Trump'ın ekonomik vaatlerine olan güvenin geçmişe göre azaldığını gösteriyor. Son Pew araştırmasına göre, Cumhuriyetçi seçmenlerin sadece %38'i bu ödemenin gerçekleşeceğine inanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin olası bir genişlemeci maliye politikası, küresel piyasaları da etkileyecek. Doların değer kaybetmesi, gelişmekte olan ülkelerin borçlarını artırabilir. Özellikle Türkiye gibi dış borcu yüksek ülkeler, ABD'den gelecek enflasyonist baskılara karşı kırılgan hale gelebilir. Ayrıca, Trump'ın tarifelerle finanse etme planı, ticaret savaşlarını yeniden alevlendirebilir. AB ve Çin, olası bir tarife artışına karşı önlem almaya hazırlanıyor. Jeopolitik olarak, ABD'nin iç ekonomik politikaları, küresel liderlik algısını da zayıflatabilir; zira bu tür popülist vaatler, Washington'un mali disiplin konusundaki güvenilirliğini sarsıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu tür bir doğrudan nakit ödeme planı, Türkiye ekonomisi için dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Öncelikle, ABD'de enflasyonun yükselmesi, Fed'in faizleri yüksek tutmasına yol açar; bu da gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışını hızlandırarak TL üzerinde baskı yaratır. Ayrıca, Trump'ın tarife odaklı finansman modeli, küresel ticaret savaşlarını körükleyerek Türkiye'nin ihracat pazarlarını olumsuz etkileyebilir. ABD ile ilişkilerde ise böyle bir vaat, Washington'un ekonomik politikalarının öngörülemezliğini artırır ve Türkiye'nin ekonomik diplomasisinde belirsizlik yaratır. Son olarak, ABD'deki popülist dalga, Türkiye'deki benzer ekonomik talepleri tetikleyebilir; ancak Türkiye'nin bütçe disiplini böyle bir ödemeye izin vermez.