ABD Başkanı Donald Trump'ın yönetimi, 2030 nüfus sayımında belgesiz göçmenleri ve yeşil kart sahibi olmayan kişileri 'gerçek sakinler' olarak saymama yönünde bir plan üzerinde çalışıyor. Bu adım, sayımın anayasal amacına aykırı olduğu gerekçesiyle tartışma yaratırken, Kongre'deki temsilci dağılımını ve federal kaynakların paylaşımını önemli ölçüde değiştirebilir.
Planın Arka Planı ve Hukuki Boyutu
ABD Anayasası, her on yılda bir yapılan nüfus sayımında 'her eyaletteki kişi sayısının' belirlenmesini ve buna göre Temsilciler Meclisi'ndeki sandalyelerin dağıtılmasını öngörüyor. Anayasa metni, vatandaşlık veya yasal statü ayrımı yapmaksızın tüm kişilerin sayılmasını gerektiriyor. Ancak Trump yönetimi, 2020 sayımında da benzer bir girişimde bulunmuş, belgesiz göçmenleri hariç tutmaya çalışmıştı. O dönemde Yüksek Mahkeme, bu girişimi usul eksikliği nedeniyle reddetmişti.
Yeni plan, yalnızca belgesiz göçmenleri değil, aynı zamanda yeşil kart sahibi olmayan yasal göçmenleri de kapsıyor. Bu durum, öğrenci vizeleri, geçici çalışma izinleri (H-1B gibi) veya mülteci statüsündeki kişileri de dışarıda bırakabilir. Yönetim, bu kişileri 'gerçek sakinler' olarak görmediğini savunuyor. Oysa nüfus sayımı, yerel toplulukların ihtiyaçlarına göre federal fonların dağıtılmasında da kullanılıyor; hastaneler, okullar, yollar ve diğer altyapı yatırımları bu verilere dayanıyor.
Uzmanlar, planın anayasaya aykırı olduğunu ve uzun süreli hukuki mücadelelere yol açacağını belirtiyor. Nüfus Sayımı Bürosu'nun bağımsız uzmanları, sayımın doğruluğunun ve kapsayıcılığının temel bir ilke olduğunu vurguluyor. Ayrıca, belgesiz göçmenlerin sayımdan kaçınması, zaten dezavantajlı olan bölgelerde kaynak kaybına neden olabilir.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Bu plan, yalnızca ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda ülkenin göçmen politikalarına bakışını da yansıtıyor. son yıllarda ABD'ye yönelik göç akınları, özellikle Latin Amerika ve Karayipler'den gelenlerle artmış durumda. Trump yönetimi, göçmen karşıtı söylemini sertleştirerek 2024 seçim kampanyasında bu konuyu merkeze yerleştirmişti. Nüfus sayımından belgesiz göçmenleri çıkarma girişimi, bu politikaların bir uzantısı olarak görülüyor.
Eğer plan hayata geçerse, Kaliforniya, Teksas, Florida ve New York gibi yoğun göçmen nüfusuna sahip eyaletler, Kongre'deki temsilci sayılarını ve federal fonlarını kaybedebilir. Bu da siyasi güç dengesini Cumhuriyetçiler lehine değiştirebilir. Zira belgesiz göçmenlerin çoğu, genellikle Demokrat Parti'nin güçlü olduğu kentsel bölgelerde yaşıyor. Demokratlar, planı 'anayasal bir hak gaspı' olarak nitelendiriyor ve yargı yoluna başvuracaklarını açıkladı.
Uluslararası alanda ise, ABD'nin insan hakları ve göçmen hakları konusundaki itibarı zedelenebilir. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, sayımın herkesi kapsaması gerektiğini savunuyor. Ayrıca, bu tür bir uygulama, diğer ülkelerin de benzer ayrımcı politikalar izlemesine örnek teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'deki Türk-Amerikan toplumu ve yeşil kart başvurusu yapan Türk vatandaşları bu plandan doğrudan etkilenebilir. Yeşil kart sahibi olmayan ancak ABD'de yasal olarak bulunan Türkler (öğrenciler, geçici işçiler) sayımdan dışlanırsa, bulundukları eyaletlerin federal kaynakları azalabilir ve temsil güçleri zayıflayabilir. Ayrıca, Türkiye-ABD ilişkilerinde göçmenlik konusu zaten hassas bir başlık; bu tür bir adım, iki ülke arasındaki vize ve göçmenlik diyalogunu olumsuz etkileyebilir. Türkiye, ABD'deki Türk toplumunun haklarını savunmak için girişimlerde bulunabilir.